Günseli

“Kudret ne kadar büyükse, bunun kullanılması o derece sorumluluk yükler.”
Edebiyat
Reklam
“Yabancıların bu dörtnala, çılgınca giden troykanın yolundan kaçışmaları şairin pek arzuladığı gibi saygıdan değil, sadece duydukları dehşetten… Evet, dehşetten; hatta belki de tiksintiden. Keşke çekilmekle kalsalar; ya bundan vazgeçerler de hepsi birleşerek kalın bir duvar halinde hayaletin önüne çıkar, medeniyet adına bu delice başıboşluğa kendileri son verirlerse?”
Edebiyat
“Evet, biz kendimize benzeriz, biz iyilikle kötülüğün eşi bulunmaz bir alaşımıyız; biz kültürden, Schiller’den yanayız, ama meyhanelerde çıngarlı içki âlemleri yapıp sarhoş arkadaşlarımızın sakallarına dalmaktan da geri durmayız. Bizim de iyiliğin, güzelliğin tutkusuna kapıldığımız olur ama, bu ancak her işimiz yolunda, düzeninde gittiği zamana mahsustur. En yüce idealler uğruna kendimizi feda etmeye hazırız, evet, feda etmeye… Yalnız bunların elimize zahmetsizce, gökten zembille iner gibi geçmesi şarttır, bedavadan, tamamen karşılıksız olarak… Vermeyi zerre kadar sevmezsek de almaya —ne olursa olsun— bayılırız. Bize dünyanın çeşitli nimetlerini sunun (hem çeşitli olacak, aşağı kurtarmaz!), daima nabzımıza göre şerbet verin, o zaman biz de, size ne kadar iyi olabildiğimizi ispat ederiz. Açgözlü değiliz ya, gene de paraya karşı istekliyiz; hem çok, alabildiğine çok para olsun! Bu kadar paramız olunca nasıl eli açık olduğumuzu, “adi maden”i nasıl hor görerek sefahat âleminin bir gecesinde altından girip üstünden çıktığımızı göreceksiniz! Para veren olmazsa, istedikten sonra bulmasını bildiğimizi de gösteririz.”
Edebiyat
“Esasen işin en korkunç tarafı bu derece meşum olayların bile bizim için dehşetini kaybetmiş olması. Falanca filancanın işlediği suçun değil, fakat bütün bunları kanıksamış olmamızın korkusunu duymak zorundayız. Böyle davranışlara, hiç de parlak olmayan bir yarına götüren bugünün bu çeşit olaylarına karşı kayıtsızlığımızın, hafiften almamızın sebeplerini nerede aramalı? Sinizmimizde mi, henüz pek genç olduğu halde hayal kurma gücünü yitirmeye yüz tutmuş toplumumuzda mı? Temellerine kadar sarsılmış ahlak kurallarımızda mı, yoksa böyle ahlak kurallarına belki de hiç sahip olmayışımızda mı?”
Edebiyat
“Yüzyılımızda Tanrıya inanmak gerilik sayılır, ama ben şeytanım, bana inanılabilir…”
Edebiyat
Reklam