“Uzun zamandır, dünya kötülükle uzlaştı, uzun zamandır Tanrının bağışlayıcılığına güvendi. Biraz pişmanlık yetiyordu, her şeye izin vardı. Ve pişmanlık konusunda herkes kendini güçlü hissediyordu. Zamanı gelince nasılsa pişmanlık duyulacaktı. O zamana kadar, en kolayı kendini sıkıntıya sokmamaktı, gerisini Tanrının bağışlayıcılığı hallederdi nasılsa. Ama işte, bu böyle süremeyecekti. Uzun süredir bu kent halkına acıyan bakışını çevirmiş olan Tanrı beklemekten bıkarak, sonsuz umudunun boşa çıkmasıyla düş kırıklığına uğrayarak, bakışını başka yana çevirdi. İşte şimdi, Tanrının ışığından yoksun bir halde vebanın cehenneminde uzun süre kalacağız!”
“Birbirimizi sevdiğimiz süre içinde sözcükler olmaksızın birbirimizi anladık. Ancak her zaman insanlar birbirini sevemiyor. Belli bir anda, onun gitmesine engel olabilecek sözcükleri bulmalıydım, ama yapamadım.”
Felaket insana yakışmaz, onun için felaket gerçekdışıdır, geçip gidecek kötü bir rüyadır, denir. Ancak her zaman da geçip gitmez, kötü rüyalar arasında insanlar geçip gider.