Bugün yine ayağa kalktım.
Yaralarımı saracak vaktim yoktu, ama yürüdüm.
Gözlerim uykusuz, içim suskun;
Ama dudaklarımda başkaları için dikilmiş bir gülümseme vardı.
Beni anlayan yok, bu doğru.
Ama anlamalarını da istemiyorum artık.
Çünkü anlasalar…
Belki susarlardı, belki ürkerlerdi.
Oysa ben, kendi içimdeki fırtınayla barış imzaladım çoktan.
Artık içimdeki kaos beni yutmuyor, beni yoğuruyor.
Düştüm mü?
Evet.
Terk edildim mi?
Defalarca.
Ama yine de bir şey var içimde:
Adını koyamadığım, ama beni taşıyan bir güç.
Ne sevgiden geliyor, ne umuttan…
Sadece varoluşun kendisinden.
Çünkü ben artık şunu biliyorum:
Her şey elimden alınabilir.
Ama kendimden vazgeçmem.
O bana ait olan tek yer — içim.
Ve içimde bir yer var;
Kimse bilmez, kimse erişemez.
Orada hâlâ inatla ayakta duran
bir ben var.