Sanmıyorum. Acı denen şey kaleme kağıda bürünüp önüme mektuplar bırakıp giderken, umut denen şeyin sürekli kapımda bekleyişini bana sen hatırlattın. Kuşların hep uçmadığını, durduğu yerde ev kurduklarını.
Gittikleri yerlere hep aynı telaşla baktıklarını. Her kanat çırpışlarının evlerini ardında bırakmanın yası olduğunu. Ayın gözümüzden kaybolurken gitmediğini ve güneşi sessizce izlediğini bana sen gösterdin. Uyurken usulca dünyadan kısa süreliğine silindiğimizi, uyanırken üzerimizden geçmişin acılarını daima silkelememiz gerektiğini sen söyledin.
Gecenin karanlığında yanan lambaları sayarak dertli simaları görmeden bilmeyi sen öğrettin.
Suâl: Tablacı hükmünde olan insanlara bir fiat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah, ne fiat istiyor?
Elcevab: Evet, O Mün'im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiat ise; üç şeydir. Biri: Zikir. Biri: Şükür. Biri: Fikir'dir. Başta "Bismillah" zikirdir. Âhirde "Elhamdülillah" şükürdür. Ortada, bu kıymettar hârika-i san'at olan nimetler Ehad-i Samed'in mu'cize-i kudreti ve hediye-i rahmeti olduğunu düşünmek ve derketmek fikirdir.