En güvendiğin salabet ve hararet dahi, emir tahtında hareket ediyorlar ki; o ipek gibi yumuşak damarlar, birer asâ-yı Musa (A.S.) gibi Bir zamanlar da Mûsa, kavmi için su arayıp Allah’a yalvarmıştı. “Vur asanı taşa”diye buyurduk.(Bakara,2/60)
emrine imtisal ederek taşları şakk eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince nazenin yapraklar, birer aza-yı İbrahim (A.S.) gibi ateş saçan hararete karşı “Ey ateş, serin ve selâmetli ol.”(Enbiya,21/69) âyetini okuyorlar.
Sanmıyorum. Acı denen şey kaleme kağıda bürünüp önüme mektuplar bırakıp giderken, umut denen şeyin sürekli kapımda bekleyişini bana sen hatırlattın. Kuşların hep uçmadığını, durduğu yerde ev kurduklarını.
Gittikleri yerlere hep aynı telaşla baktıklarını. Her kanat çırpışlarının evlerini ardında bırakmanın yası olduğunu. Ayın gözümüzden kaybolurken gitmediğini ve güneşi sessizce izlediğini bana sen gösterdin. Uyurken usulca dünyadan kısa süreliğine silindiğimizi, uyanırken üzerimizden geçmişin acılarını daima silkelememiz gerektiğini sen söyledin.
Gecenin karanlığında yanan lambaları sayarak dertli simaları görmeden bilmeyi sen öğrettin.