Beni Sev Karadeniz ~ Büşra Demir
.
Sevdiğiniz insanlar için her şeyi göze alır mısınız? Sizden nefret etmelerini göze alarak onları korumak isterken kendiniz cehennemi yaşıyorsunuz. Kendimi Asi yerine koyunca çok acı çektim. Babasını küçük yaşta kaybettiği andan itibaren sınavı başlıyor. Annesi, onun kocası ve çocukları yüzünden yıllar sonra tek ailesi olan dedesi, amcası ve hepsinden ötesi sevdiği adamı Asaf’ı bırakıyor. Tam kendini kurtardığı anda yüzleşmek zorunda kaldığı nefreti içimde hissettim.
Genel olarak duyguları geçiren hoş bir kurgusu vardı. Sinirle söylenen sözleri anlayabiliyorum ama kaldıramıyorum. O yüzden sevgisine karşı kırgınlığım hala geçmedi. Asaf belki anlayabileceğim tek kişi. Sevgi ne kadar büyükse çektiği acı da aynı oranda onu delirtmiş olabilir ama Asi’nin hem savaşması hem de kırgınlığı çok güzel işlemişti. Sadece olaylardaki detayları daha çok ve daha derin okumak isterdim. Sonunun daha uzun olması gerekiyormuş gibi hissettim. Bir de yan karakterler Kübra, Poyraz ve Cemil’i çok sevdim onlarla ilgili şeyleri de okumak isterdim. Ama bunlar dışında bir kızın umudunu, aşkını, inadını, savaşını okumak şahaneydi. Bir de kitapta sürekli olaylar, sırlar ve bir hareket vardı. Bir anda ortalığı karıştıran birileri, yanlış anlayanlar, pişman olanlar çıkıyor karşımıza ve duygudan duyguya sürükleniyoruz. Bir solukta okunan hüzünlü ve olaylı bir hikayeydi. İlginizi çekiyorsa şans verebilirsiniz
Ben bir adam tanıdım, tanıdıkça öldüm. Ölümün dem vurduğu her ana tebessümleriyle hayat veren bir adamdı. Pek beceremese de etrafındakilere mutlu görünmeye çalışıyordu, oysaki kilometrelerce uzaktan bile görünüyordu ruhunu saran acı.
Yüreği güzeldi mesela. Şefkat doluydu, masumiyetle yıkanırdı, her nefesini aşkla solurdu. Zamanla yüreğinin en kilit noktasına fısıldamayı öğrendim, orası aşkın şeffaf masumiyetiyle doluydu. O kilidin anahtarı ise dudaklarımdı, istediğim an ulaşabildiğim bir hazineydi onun kalbi.
Aşkımı, sevgimi, sadakatimi usul usul anlattım. Onun göğsü cennet bahçesi, yokluğuysa cehennemdi. Ben cehennemde kavrulurken onun varlığıyla ferahladım.
Ben bir adam tanıdım, sonra öldürdüm. Gidişimle yüreklerimizi bir kuzinenin içine atıp yaktım ve bu ateş yıllarca sönmedi. Ateşin varlığı yılları kovaladı, belki de asırları. Hani aşık ruhlar asla ölmez ya, bizim ruhlarımız öldü, bedenlerimiz yaşıyormuş gibi davranmayı öğrense de herkes biliyordu ki; aslında yaşamıyorduk.
“Merak etme…” diyerek bir adım attım ona doğru ve iyice dibine girip, korkusuz gözlerle bakmaya devam ettim. “Sana sefa değil, cefa çektireceğim.”
“Cefa?” dedi.
“Cefa.”
“Sen mi çektireceksin?”
“Ben çektireceğim.” diyerek gülümsedim. “Sen ve karın beni öldürmediğiniz her güne lanet edeceksiniz.”
“Beni çok iyi tanıyorsun kızım,” dedi, sesinde sakin bir dinginlik vardı. “Eğer öyle bir şey hissedersem, hiç düşünmeden senin nefesine son veririm.”
“O zaman ver hadi!” diye bağırdım.