“Elmas taşlı yüzüğü babasının evinde mi taktıydı? Kim bilir yavrucağıma neler dedi, başının etini nasıl yedi, nasıl borçlara harçlara sokturdu da aldırdı. Biz de kadındık, bizim de kapılardan sığmaz, aslanlar gibi kocalarımız vardı. Ama biz hiçbir zaman erkeklerimizi borçlara sokturup kendimize yüzükler aldırmadık!”
Her ne kadar uzun olup göz korkutsa da kolayca okunan, akıp giden bir roman. Yer yer üzen, yer yer kalbinizi ısıtacak kısımları var. Hatta içinde geçen bazı cümleler not etmelikti. Okumak isteyenlere tavsiye ederim.