Ebru Gvn

Ebru Gvn
@gvnebruli
Allah'a güven. Allah'ın inayetini unutma..
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2022 26. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 25 Ağustos 2022 13:13
Dostoyevski, Tolstoy, Gogol, Balzac, Franz Kafka, Jean Paul Sartre, Albert Camus, Stefan Zweig, Oğuz Atay gibi yazarlar varoluş sancısı çeken, yabancılaşmayı yaşayan, kendini hiçbir yere ve o döneme ait hissetmeyen, insanların kendilerini anlamadığını savunan yazarlardı. Üstelik bu yazarlar birbirlerinden de çok etkilenmişlerdir. Mesela Dostoyevski, "hepimiz Gogol'un paltosuyuz" diyerek ondan ne kadar etkilendiğini ifade etmiştir. Franz Kafka birçok kez Dostoyevski'ye imrendiğini söylemiştir. Albert Camus, Franz Kafka'dan etkilendiğini defalarca söylemiştir. Yani biz Dostoyevski'nin "Yeraltından Notları"nı, Franz Kafka'nın" Dönüşüm"ünü, Albert Camus'un "Yabancı"sını, Oğuz Atay'ın" Tutunamayanlar"ını okuyunca temelde hep aynı düşünceleri okumuş oluyoruz. Peki ne oldu da Dostoyevski "Yeraltından Notlar"ı yazınca ona "deli" dediler? Franz Kafka "Dönüşüm"ü yazınca pek ilgi görmedi de günümüzde Dünya'nın en popüler, en çok okunan yazarları oldular ve eserleri de en çok okunan eserler oldu? Bu yazarlar yereli yaşadılar, evrensel düşündüler. Müthiş gözlem yaptılar kendi yaşadıkları yerlerde. 21.Yüzyıl ise yabancılaşma, varoluş sorgulaması çağı oldu. Kolay kolay kimse kendisini yaşadığı yere ait olduğunu hissetmiyor. Sanki başka bir yerde, başka bir şekilde daha güzel bir yaşam olabilirdi hissi çok fazla kişide var. Dikkat edin sosyal medya hesaplarına, çoğu kişi profil bilgilerine ya da paylaşımlarına şu sözleri yazıyor : "Kalbim bu asrın dengi değil" "Beni kimse anlamıyor" "Az insan çok huzur" tarzı yazılar görürüz. Bunların hepsi işte varoluşu, yabancılaşmayı yaşıyor ve kendilerinden sadece 1 asır önce yaşayan bu yazarların aslında kendilerini ifade ettiğini söylüyorlar, bu yüzden o kitaplar değer görüyor. Muhtemelen bu yüzyıl bitene kadar bu yazarlar Dünya'nın en çok
ÖtekiFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202530,4bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·208 syf.··
Beğendi
·
2022 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2022 23:01
MELANKOLİ ‘’Hiçbir şeye aldırma Sabahattin, nasıl olsa hepsi yaşamak değil mi?’’ Dünyaya herkes alnında yazanı yerine getirmek için gelirmiş. Ben de zannediyorum ki sadece âşık olmak; zaman, mekân ve imkân düşünmeden âşık olmak için gelmişim... »- Sabahattin Ali - Sabahattin Ali en sevdiğim yazarlardan biridir. Her kitabında, içime işleyen bir şeyler oluyor. Melankoli, Sabahattin Ali'nin bir arkadaşı vesilesiyle tanıştığı Ayşe Sıtkı'ya yazdığı mektupları içeriyor. Kendisiyle dostluk ve aşk karışımı bir ilişkileri var. Aynı zamanda Ayşe Sıtkı'nın, Kürk Mantolu Madonna kitabının baş karakteri olan Maria Puder için bir ilham kaynağı olduğu söyleniyor. Ben gerçekten çok severek okudum. İçerisinde sadece aşk değil daha birçok konu hakkında Sabahattin Ali'nin fikirlerini bulabilirsiniz. Altını çizmediğim yer kalmadı resmen çok sevdim Ayrıca mektuplar Sabahattin Ali'nin, Aliye hanımla evlendiği zamanlara kadar uzandığı için o zamanlardaki hayatını anlamada bir tamamlayıcı olduğunu düşünüyorum. Sabahattin Ali'nin farklı yönlerini görmekte mümkün kitapta. Gönül rahatlığı ile tevsiye edebileceğim bir kitap kitaplarla kalın ALINTILARIM Çünkü anlamak için birinci şart sevmektir.s26 Keder, tereddüt, imkânsızlık karşısında gebermeyi nasıl istediğimi tasavvur edebilir misin?s29 Dünyada eğer sevgi de olmasa bazı kimseler için yaşamak büsbütün imkansız olacaktı.s43 Halkın, kendi derdine teselli vermek için kullandığı derin bir tabir var: "Her şeyin başı yaşamak." Ve bu böyle...s53 Değiştirilmesi artık elimizde olmayan şeylere yanıp yakılmakta, bunları sayıp dövmekte bir fayda yoktur… İşin özü; başka şeylere dört elle sarılmayacak kadar içimdeki aleme sadığım fakat kendimi yalnız içimdeki âleme hapsedemeyecek kadar sıkıntılı ve hareketliyim de.S63 Felaketler insana
MelankoliTunç İlkman · Flora Yayınları · 2019416 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2022 14. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2022 21:35
DOSTLUK ÜZERİNE “Dostlukları meydana getiren ve koruyan erdemdir, sadece erdem. Zira erdemde uyum, değişmezlik ve sarsılmazlık vardır; erdem doğrulup, kendi ışığını gösterip, aynı ışığı bir başkasında görüp tanıyınca ona yönelir ve karşılığında başkasındaki ışığı almış olur. “Sevgi” ve “dostluk” buradan filizlenir. Bu iki kelime de “sevmek” kelimesinden gelir ancak “sevmek” sevdiğin kişiye hiçbir menfaat ve çıkar beklentisi olmaksızın bağlanmaktan başka bir şey değildir.” (s. 38) En çok beğendiğim alıntı ile başlamak istedim. Kitap karşılıklı diyalog hâlinde yazılmış. Yalın ve akıcı bir dile sahiptir. Bir sayfası orijinal dili olan Latince, bir sayfası Türkçe çevirisi şeklinde ilerleyen oldukça kısa bir kitap. Okudukça düşüneceğiniz ve bol bol not alacağınız bir kitap. Dostluk üzerine eşsiz nasihatları, tahlilleri ve felsefi düşüncelerini yazan Cicero dostluk nasıl kurulur diye başlayarak en ince ayrıntısına kadar çok güzel bir üslup ile anlatmıştır. Romalı düşünür Cicero'nun Dostluk Üzerine isimli kitabı bana şunu gösterdi, gerçekten de aklın yolu bir. Bizlere çocukluğumuzdan beri dostluk üzerine söylenen atasözleri, deyimler vs. Aslında hemen hemen bu kitabın da ana fikrini oluşturuyor diyebilirim. Dostluğun ne kadar güzel ve kıymetli olduğu üzerine bir kere daha düşünmemi sağladı. Dostluğun ne kadar güçlü olduğu şuradan çok daha iyi anlaşılabilir: Bizzat doğanın birbirine bağladığı insan soyunda arada ki sonsuz birliktelik duygusu öyle sınırlıdır ve dar bir çerçeveye sığdırılmıştır ki sadece iki veya birkaç kişi arasında tam bir sevgi bağı kurulabilir. Kitabı okurken aklınıza dostlarınızla olan ilişkileriniz gelebilir. Akıcı bir kitap olduğu için kısa bir sürede okuyabilirsiniz. KEYİFLİ OKUMALAR ALINTILARIM “Sadece iyi insanlar arasında dostluk
Dostluk ÜzerineMarcus Tullius Cicero · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,386 okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2022 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2022 19:43
Kitapta, beklenmedik haller yaşanmaktadır. Çok lüks bir şekilde yaşayan bir aile üzerinden ele alınan bu hikayede, hayatlar, Ortadoğu’ nun üzerinde oynanan kanlı oyunlara tutsak edilmektedir. Nice hayatlar ve hayaller sönüyor Suriye savaşını bize kanıyla canıyla yaşatmaktadır. Soluksuz okuyacağınız bu eserde; kanı, göz yaşını ve umutsuzluğu görecek, hissedeceksiniz. Maya, her şeye rağmen, tüm yıkılmışlıklar ve dertler içinde, yeşeren umudun adıdır. Mürşit Dedesinin anlattığı, daha sonra anlam kazanacak çoğu durum vücut bulacaktı zamanla. Yazar, bu eserini, bizlere enfes bir anlatımla, olayları yaşatarak sunmuştur. Umutsuz olduğumuz anda, aslında; başka kapıların açılmakta olduğunu ve ayakta kalmanın yollarını yazar, usta anlatımıyla bizlere göstermektedir. İşte gidiyorum! Sırtımda ateşten bir kamburla, Fırtınaya kanat çırpmış gidiyorum. Yağmur yüklü bir bulut olmuş, Bilinmez diyarlara gidiyorum. Bir çocuğun çığlığıyla, Bir annenin feryadıyla, Yüreğinden vurulmuş, Yıkık, dökük, yaralı yürüyorum. Ellerindeki taramalı silahlarla durmadan ateş ediyorlardı. Bizimkilerin silahları onlara vız gelirdi… Delya’ ya “Gözlerini kapat kuzum, sakın açma.” dedim. Ben de gözlerimi sıkıca kapatmıştım. Onları görmek istemiyordum. Ölümü görmeden ölmek belki daha az acı verirdi. Ölümle yaşam arasındaki alacakaranlığı yaşıyordum.
Özgür İnsanlar ÜlkesiSelda Kuşçu · Dionysos Yayın Group · 20223 okunma
10/10
·432 syf.··
Beğendi
·
2022 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 16 Mart 2022 09:34
“Nietzsche Ağladığında’’ Nasıl anlatsam, nereden başlasam bilemiyorum. İşte bu kitap, insanı böyle bir karmaşıklık içerisinde bırakıyor. Öncelikle yazarın anlatımı mükemmel. Çok felsefe içerikli eserler okumayanlar bile bu anlatım şekli ile kitabı okumakta ve anlamakta çok zorlanmayacaktır. Ümitsizlik hastalığına yakalanan iki insan, biri ünlü Doktor Brauer , diğeri genç filozof Nietzsche. Bu kitap, hastasına hasta olan bir Doktor ile hastasına Doktor olan ümitsizlik hastalığına yakalanmış iki çaresizin hikayesidir.Ümitsizlik,zaman,yaşlanma,ölüm,tıp,felsefe,psikoloji,bilim ve çok daha fazlası… Kitapta altını çizdiğim o kadar çok anekdot (bütünlük gösteren kısa alıntı ) var ki… Hepsi başlı başına bir ders. Ama en sevdiğim cümle şu oldu ; “İnsan dostunu düşmanından daha zor affediyor. “Nasıl anlatsam, nereden başlasam bilemiyorum. İşte bu kitap, insanı böyle bir karmaşıklık içerisinde bırakıyor. Arka kapakta en son şöyle bir şey yazıyor: "Kendisiyle ve hayatla yüz yüze gelmekten çekinmeyenlere..."Tam anlamıyla doğru bir anlatım. Eğer böyle bir cesaretiniz yoksa bu kitabı okumayın. Ümitsizlik, yaşamın anlamı, yalnızlık, ihanet... Ne kadar acı varsa bu kitapta toplanmış. Evet biz belki Nietzsche ve Breuer'in hayatını okuyormuşuz gibi gelebilir ama bu öyle bir şey değil. Öyle vurucu cümleleri var ki .Biraz soluklanma ihtiyacı duyuyor insan. Geriye yaslanıp kendi kendini sorguluyorsun. Bazı kitapları okuduktan sonra size bir şey katıp katmadığını sorgularsınız ya hani ‘’Nietzsche Ağladığında’’ sizi bir ömür boyu buna mecbur bırakıyor. Devamlı Nietzsche'nin cümlelerinin kendi hayatınıza nasıl da entegre (Bütünleşmiş) olduğunu anlıyorsunuz. Kitabı ertelediğim için üzülüyordum ama boşuna üzülmüşüm. Bence tam zamanın da tanıştım kendisiyle. Öyle çok altı çizili cümlelerim
Nietzsche Felsefesi
Nietzsche AğladığındaIrvin D. Yalom · Ayrıntı Yayınları · 202469,9bin okunma