Kitabı imzalı şekilde , yazarın kendi elinden , TÜYAP Kitap Fuarından almıştım. Arkeoloji oldum olası ilgimi çekmiştir. Kitap , içerik bakımından ve arkeoloji hakkında genel bilgi içermesi açısından oldukça zengin. Fakat maalesef o kadar çok yazım hatası var ki okurken bu duruma takılmamak elde değil. Başlık atılması gereken yerlerde başlıklar yok.. Yazım kuralları hiç dikkate alınmamış .. Böyle kıymetli bilgiler içeren bir kitapta bu noktalara dikkat edilmemesine şaşırdım açıkçası. Ama yine de edindiğim bilgiler sayesinde keyifle okudum diyebilirim.
Yazım hataları ve anlam kargaşası ile dolu bir kitap maalesef .. Her sayfada sayısız yazım hatası mevcut. İçerik açısından da maalesef beğendiğimi söyleyemeyeceğim..
Kitabın arka kapağında şöyle bir yazıya rastlamıştım “Fahrenheit 451 yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday”.
Kesinlikle abartı ! Bir kitap ancak bu kadar abartılabilirdi sanırım. Çok büyük beklentilerle okumaya başladım kitabı ama maalesef benim için hayal kırıklığı oldu diyebilirim. Kurgu güzel fakat asla akıcı değil yazarın üslubu. Aynı zamanda öyle bölümler var ki asla anlayamıyorsunuz. Dönüp dönüp okuyorsunuz fakat işin içinden çıkamıyorsunuz. Çeviriden mi kaynaklı yoksa yazarın anlatımından mı kaynaklı bu anlam karmaşası onu
pek çözemedim.
Özetle ben keyif alarak değil , sırf yarım bırakmamak adına okudum.
Sonunu merakla beklediğim için bir an önce bitsin isterken bir yandan da Jane’den ayrılmak oldukça zor oldu benim için .. Kadın kahramanların hikayelerini içinde barındıran kitaplara bayılıyorum..Jane Eyre öyle kalbime dokundun öyle dersler aldım ki senden ! 1800’lü yıllarda yayımlanan bu romanı okurken asla sıkılmayacak , yalınlığı, sade anlatımı ve nefis betimlemeleri ile Jane ile harika bir yolculuğa çıkacaksınız. Kesinlikle en sevdiklerim arasında yer aldı “Jane Eyre”. Tavsiye ederim.
İlk defa bir kitabı okurken soğuk soğuk terledim ve inanılmaz midem bulandı.. Çünkü kitabı okumuyorsunuz adeta yaşıyorsunuz! Sizi o kadar içine alıyor ki sanki siz yaşıyorsunuz tüm olanları birebir.. Kesinlikle okunmalı.. İyi ki okudum dediklerim arasında yerini aldı.
En etkilendiğim yerlerden birisi ise ;
“Korkulacak bir şey olmadığını, acı çekilmediğini, sakin bir ölüm olduğunu, ölümün böylece kolaylaştırıldığını söylüyorlar.”
“Hey! Peki ya aktı haftalık bu can çekişmeye, gün boyunca süren bu iniltiye ne demeli? Çok yavaş ve çok hızlı geçen o telafisi imkansız son günün endişelerine ne demeli? Giyotin sehpasına çıkan o ıstırap merdivenine ne demeli ?”
“Onlara göre bunlar acı çekmek anlamına gelmiyor.”
“Bunlar kanın damla damla tükendiği, zihnin düşünceden düşünceye sönüp gittiği aynı çırpınışlar değil mi?”
“Üstelik acı çekilmediğinden eminler mi? Bunu onlara kim söyledi? Kesik bir başın sepetten kanlar içinde çıkıp halka: Acı hissedilmiyor! dediğini duyan oldu mu ?”
“Yanlarına gelip : Güzel bir icat. Ona özen gösterin. Çok iyi bir düzenek diye teşekkür eden ölüler oldu mu ?”