Oysa bütün zafiyetlerimiz ve dertlerimizle yolumuzdan sapmadan çalışmaya devam etsek, başkalarının yelkenleri ve kürekleriyle ilerlediği yolda biz dolaşıp zikzaklar çizdiğimiz halde öne geçtiğimizi sıklıkla göreceğiz — ve — elbette insan bunu ancak başkalarıyla aynı konuma gelince veya onların önüne geçince anlayabiliyor.
Bütün dualarım onun için; hayallerimin karşısına onun görüntüsünden başka kimseninki çıkmıyor, etrafımı saran dünyadaki her şeyi onunla bir ilgisi varsa görüyorum. Bu zaman zaman birkaç saatimi mutlu geçirmemi sağlıyor — ta ki kendimi yeniden ondan koparmak zorunda kalıncaya kadar.
Böyle mi olacaktı, insanı sonsuz derecede mutlu kılan şey, aynı zamanda üzüntüsünün kaynağı mı olmalı? Yüreğimi yoğun ve sıcak duygularla doldurur, beni sevince boğar, etrafımdaki dünyayı cennete dönüştürürdü, oysa şimdi benim için dayanılmaz bir ıstıraba, her yerde peşimde olan işkenceci bir hayalete dönüştü.
Hırsızlığın günah olduğu doğrudur: Ama insan kendini ve yakınlarını o an söz konusu olan ölümcül bir açlıktan kurtarmak için hırsızlık yapıyorsa, merhamet mi yoksa ceza mı görmeli? Kendini aldatan karısını ve onu baştan çıkaran alçağı haklı bir öfkeyle öldüren adama ilk taşı kim atacak?
Ah, kesin olan şu ki, mutluluğumuzdan yalnızca kalbimiz sorumlu. — Sevgi dolu bu ailenin bir parçası olmak, ihtiyarın oğlu gibi, çocukların baba gibi sevdiği, tabii Lotte’nin de sevdiği biri olmak!