Hayat çok büyük öneme sahip nadir ve münferit anlardan ve bu anların gölgelerinin en iyi ihtimalle etrafımızda uçuştuğu sayısız aralıklardan oluşur. Aşk, bahar, bütün güzel melodiler, dağlar, ay, deniz: Her şey kalbe yalnızca bir kez konuşur — o da konuşma fırsatı bulursa. Çünkü pek çok insanın böyle anları yoktur, kendileri de gerçek hayatın senfonisinde birer aralık ve duraklamadır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Erkekler, temelde diğer işlerden daha önemli olduklarına inanmadıkları ya da kendilerine inandıramadıkları bir meslekte nadiren sebat ederler. Aynı şey sevgilileri söz konusu olduğunda kadınlar için de geçerlidir.
Asil ve azimli insanların, en zorlu mücadelelerin üstesinden çocuklukta gelmekte zorunda kalmaları belki pek de ender görülen bir durum değildir: Örneğin kendi görüşlerini sığ düşünen, kendini gösterişe ve yalancılığa adamış bir babaya karşı savunmak zorunda kalırlar ya da çocuksu ve öfkeli bir anneyle sürekli mücadele etmeleri gerekir. İnsan böyle bir şey yaşadığında en büyük, en tehlikeli düşmanının aslında kim olduğunu bilmenin acısını hayatı boyunca üstünden atamaz.
Bir erkek evlenirken kendine şu soruyu sormalıdır: Bu kadınla yaşlanıncaya kadar güzel sohbet edeceğine inanıyor musun? Evlilikteki diğer her şey geçicidir ama ilişkinin çoğu sohbetle geçer.
Kadınlar genellikle önemli bir erkeğe öylesine severler ki onu yalnızca kendilerini isterler. Kibirleri itiraz etseydi onu memnuniyetle kilit altına alırlardı: Ancak kibirleri, erkeğin başkalarının önünde de önemli görünmesini ister.