"Pek çok yol kenarında, gelip geçene hazzın bir amaç değil bir rastlantı olduğunu, acının yüce gönüllülerin seçimi olduğunu, en iyisinin her şeyden acı çekmek ve iyilik yapmak olduğunu boş yere vaaz edercesine, acı ve soylu gerçeklerin bir simgesiymişcesine
durduğu gibi orada kayanın tepesinde öylece duruyordu."
Sayfa 53 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Elin elimi sımsıkı tutuyor, sana dokunduğumda yüreğin hop ediyor, bizi birleştiren bilinmez güçler uyanıyor ve bir bakışla dörtnala kalkıyor; yerin balçığı bağımsız yaşamını anımsıyor ve bize katılmaya can atıyor; gökyüzünde dönüp dolaşan yıldızlar ya da alçalıp yükselen gelgitler gibi, bizden daha eski ve bizden daha büyük şeyler bizi birbirimize çekti."
Sayfa 44 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Sevdiğin ben miyim dostum, yoksa beni ben yapan o soy mu? Kendini zerre kadar tanımayan ve kendi adına tek bir söz söyleyemeyen bu kız mı, yoksa gelgeç bir burgacı olduğu ırmak, ömürsüz
meyvesi olduğu ağaç mı?
Soy varlığını sürdürüyor, yaşlı
ama kanlı canlı, sonsuz yazgısını bağrında taşıyor; denizde
birbirini izleyen dalgalar gibi, kişiden kişiye geçiyor; kendi
kendimizin efendisi olduğumuzu sanıyoruz, oysa bir hiçiz.
Ruhtan söz ediyoruz, ama ruh soyda."
Sayfa 43 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Dudaklarından dökülen sözcükler değildi, sözden daha güzel seslerdi, öyle dokunaklı, õyle sevecen; gel gör ki, döşeğimde yatarken, yüreğimi
delen bir düșünce, beni kılıç gibi yaralayan, çiçeği yiyip bitiren bir solucan gibi bir düşünce aşkımın kutsallığına leke düşürdü. Evet, bunlar çok güzel seslerdi, insan sevecenliğinin esinlediği seslerdi de, güzelliği insanca mıydı?"
Sayfa 40 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu