Johnny
The only thing in my head is five grams of coke, fly away alone To the edge of oblivion I have thoughts in my head, when will all this end Whenever I'm not alone, because a white eel will fly in The only thing in my head is five grams of coke, fly away alone To the edge of oblivion I have thoughts in my head, when will all this end Whenever I'm not alone, because a white eel will fly in I have a damn descent, I don't catch stars, I lie like a log I don't believe what's going on I cluck like a hungry hen I'm like a werewolf to the moon My head's empty like a street In front of your dorm, I melt like a bar Which is lying on the counter Going down is when you don't pull Brother, my face is getting fucked up My head's a brothel just like on TV I am not surprised by such a state Lack of goods, in my mind I get high Whenever I'll make it or not I will sell everything from my crib I'm actually fucked up already However, everything is sold already I’m only struggling with the debts Nose like Tabaluga Second day without snorting Where is the snake? White chemistry Descending is so damn exhausting
guy ritchie'nin yönetmenlik tarzı: sinematografik bir analiz.. guy ritchie kamera arkasına geçtiği ilk andan itibaren bir matematikçi gibi yönetir: kaosun içinden düzen çıkarır, hızı yavaşlıkla kırar, repliği bıçak gibi saplar. tarzı “british tarantino” etiketiyle başlar ama o etiket yetmez; o kendi gangster matematiğini kurar. lock, stock'tan fountain of youth'a kadar her karede aynı imza: hazırlıklı olan hayatta kalır, geri kalan kurguda öğütülür. kurgu ve zaman manipülasyonu – fast & slow framework ritchie'nin en büyük silahı edit. “fast & slow” denen o sistem: hız rampaları, freeze frame, slow-motion, paralel kurgu, üst üste bindirme. aksiyon patlamadan önce zamanı durdurur, izleyiciye “düşün” der. sherlock holmes'ta dövüş başlamadan zihinsel simülasyonlar, snatch'te brick top'un domuz monoloğu sırasında kesmeler… her şey tempoyu kontrol eder. erken filmlerde hiper-kinetik, hızlı kesmelerle londra sokaklarını müzik videosu gibi ezer; sonra wrath of man'da parçalı zaman akışıyla intikamı soğutur. fountain of youth'ta (2025) bu imzayı biraz frenliyor: whip-pan'ler, focus shift'ler var ama o eski kaos matematiği arka planda kalıyor – apple'ın “hafif macera” baskısı yüzünden olsa gerek. sinematografi ve görsel dil kamera asla statik durmaz. el kamerası, yüksek shutter speed, hareketli kadraj… dövüşler müzik videosu gibi akar. sherlock'ta slow-mo yumruklar, rocknrolla'da arsa savaşları geniş açılarla londra'yı karakter yapar. renk paleti genellikle soğuk, gri-mavi londra tonları; ama aladdin'de renk patlaması, the gentlemen'da yeşil ev ve altın tonlarıyla lüksü zehir gibi gösterir. işık hep kontrastlı: gölgeler derin, yüzler sert aydınlatılır. ed wild'ın fountain of youth'taki geniş formatı bile ritchie'ye özgü: lüks mekanlar, hızlı scooter kovalamacaları, ama bazı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Alas what am I? What use has my life? I am but a body whose heart's torn away, A vain shadow, an object of misery Who has nothing left but death-in-life. O my enemies, set your envy all aside; I've no more eagerness for high domain; I've borne too long the burden of my pain To see your anger swiftly satisfied. And you, my friends who have loved me so true, Remember, lacking health and heart and peace, There is nothing worthwhile that I can do; Ask only that my misery should cease And that, being punished in a world like this, I have my portion in eternal bliss.
Şiir
Sound of Metal
"Like, what does it matter? It just passes. If I disappear, like, who cares? Nobody cares, man. Seriously. Yo, and that's okay. That's life. No, for real. Okay? It just passes. It just fucking... fucking passes."
Film
Metapolialektik Evren: Hawking'in Big Bang'inden ...
Metapolialektik Evren: Hawking'in Big Bang'inden Sonsuz Bilince Cevat ORHAN Giriş: Evrenin ve insanın varoluşu, asırlar boyunca birbirine zıt görünen iki temel yaklaşımla ele alındı: Biri, her şeyi madde ve rastgele fizik yasalarıyla açıklayan materyalizm; diğeri ise, bilimi yok sayıp manevi olana sığınan idealizm. Ancak bu makale, her iki yaklaşımın da yetersiz olduğunu savunur. Evren, ne soğuk ve anlamsız bir mekanizma, ne de tamamen soyut bir hayaldir. Biz bu eserde, bilimin ve maneviyatın zıtlaşmasından doğan krizleri aşarak, polialektik ve metapolialektik bir felsefeyi ortaya koyacağız. Varlığın ve oluşun, birbirini tamamlayan süreçler olduğunu göstereceğiz. Bu, sadece bir teori değil, aynı zamanda yaşadığımız her zorluk ve deneyimle şekillenen, insanın kendi içsel dönüşümüne ve nihayetinde Mutlak Sonsuz'a doğru yaptığı yolculuğun felsefi bir haritasıdır. Bölüm I: Varlığın Matematiği ve Yaratılışın Yansıması Hayat, rastgele olaylardan oluşan bir dizi değil, çözülmesi gereken çok bilinmeyenli bir denklemdir. Bu denklemin bilinmeyenleri, kararlarımız, duygularımız ve potansiyelimizdir. Evreni ve kendimizi anlamak için atacağımız ilk adım, bu denklemin varlığının farkına varmaktır. Bu farkındalık, bir nevi "oku" emrinin tecellisidir; çünkü asıl okuma, varlığın kendisini, en temel prensiplerden en karmaşık yapıya kadar anlamlandırmaktır. Materyalizmin en önemli temsilcilerinden biri olan Stephen Hawking'in "Büyük Tasarım"ı, evrenin varlığını ilahi bir yaratıcıya başvurmadan, tamamen fizik yasalarıyla açıklar. Ancak bu yaklaşım, bilimin özündeki sürekli sorgulama ruhundan uzak, dogmatik bir duruş sergilediği için eleştirilir. Evreni yalnızca maddeden ibaret gören bu bakış açısı, insanın robotlaşmasına zemin hazırlayan ahlaki bir boşluk yaratır. Buna karşılık, bu
BİLGİ, BİLİNÇ VE TOPLUMSAL DÜZEN :
BİLGİ, BİLİNÇ VE TOPLUMSAL DÜZEN: BİLİMSEL VE FELSEFİ BİR TAHLİL Cevat ORHAN Giriş: Metapolialektik Bir Çerçeve Bu analiz, varoluşsal çatışmayı ve bilginin gücünü, bilinen disiplinlerin ötesine geçen metapolialektik bir yaklaşımla ele almaktadır. Bu çerçeve, farklı bilgi sistemlerinin (bilim, felsefe, sosyoloji) kendi içsel diyalektiklerini aşarak, daha üst bir senteze ulaşmasını amaçlar. Analiz, bilgiyi bir güç olarak ele alırken, bu gücün iki zıt kutup (akış ve kapitalizm) tarafından nasıl farklı amaçlarla kullanıldığını ortaya koymaktadır. 1. Psikolojik Tahlil: Bilinç ve Kendini Gerçekleştirme Psikolojik açıdan, "akışa" bağlılık ve ondan kopuş, insan bilincinin temel dinamiklerini yansıtır. Akışa hizmet eden bireyler, Maslow'un kendini gerçekleştirme hiyerarşisinin en üst basamağında yer alır. Onlar için bilgi edinme, içsel bir tatmin ve potansiyelin en üst seviyede açığa çıkması anlamına gelir. Bu kişiler, Carl Jung'un kolektif bilinçdışı olarak tanımladığı evrensel arketipsel bilgilere erişim sağlayan bir arayüz görevi görür. Onların yaratıcılığı, kişisel hırs ve kaygıdan bağımsız, evrenin temel yapısıyla uyum içinde bir arayışın sonucudur. Öte yandan, dış dünyaya sınırlı algılamaya sahip olanlar, bu içsel akışla bağlantı kuramaz. Onların bilinçleri, Erikson'un psiko-sosyal gelişim aşamalarında tanımlanan temel ihtiyaçlar ve sisteme uyum sağlama çabalarıyla meşguldür. Bu durum, anksiyete, hırs ve rekabet gibi duygusal bozukluklara yol açarak, onları kolayca manipüle edilebilir hale getirir. Bu kişiler, içsel bir rehberden yoksun oldukları için, sistemin onlara dayattığı hedefleri kendi amaçları olarak benimserler. 2. Sosyolojik Tahlil: Toplumsal Yapı ve Güç İlişkileri Sosyolojik bağlamda, bu çatışma, toplumsal yapı içindeki güç ilişkilerini gözler önüne serer.