Günün sonunda başbaşa kaldığınız o şey istemediğiniz şeyler söylüyorsa sıkmakta seçenekler arasında olabilir- SAKA SAKA YAPIYORUM TABIKI ASKM BENM🥰 Eğer kafan seni rahatsız eden seslerle doluysa yapabileceğin seylerrr!!!!! Ablaniz sizi düşündü ve bunun da listesini çıkardı demeyi cook isterdim ama biliyorsunuz(?) ben üşengeç biriyim...🥀🥀 Öncelikle yapman gerekenlerden bahsedebilirim ama tmm? 1. Eğer kafandaki sesler sürekli kendini yargıladığın için oradalarsa derin bir nefes alıp aynanın karşısına geçiyorsun. Kendine bir bak..Evet, gördüğün o yüz varya senin disarida dolasmani sağlıyor, eğer o olmasaydı ne olurdu biliyor musun ISKELET SEKLINDE DISARI ÇIKARDIN AWQ COKK KORKUNCC Şahsen ben bile sana yaklasamazdim üzgünüm..😭🫰🏻 O yüzü, bedeni seversen sahibini de sevmeye başlarsın inan bana, kendini seven kişi sürekli kendini bir şeylerden sorumlu tutmaz, anlatabildim mii?? YANI KENDI ÜSTÜNE DAHA FAZLA GELME GERIZEKALI 2. Eğer bu sesler bir başkasiyla alakaliysa..Sana önereceğim ilk şey hayatın düşündüğünden daha derin ve kapsamlı olduğunu hatırlatmak olacaktır, hayat ne o kafandaki insandan ibaret ne de duygularından ibaret. Bunlar yalnızca hayatı çekilir kılmak için var olan küçük ayrıntılar, kendini sadece bunlar için yaşayan birine dönüştürme. Her gördüğün şeyde o insanı görmek şeyi varya hani, heh işte eger bakışını o dar pencereden cikarirsan dediğimi anlayacaksın!!👏🏻 EVRENDE DÜŞÜNECEK COK SEY VAR BROJUM, BIRAZ ETRAFINA BAK, BIR ORMANA GIT KOŞTUR, DERIN NEFES AL, BIRAZCIK GÖBEK AT(!) bu son kısım ormandaki canlıları rahatsız edebileceğinden görmezden gelmen daha iyi olabilir.. SAKA Herrrr neyse bu gece için 2 madde yeter, bir dahaki pt için biraz kafa dinlemem lazim hadi bbyy🫶🏻🥰🎀
Hadi herkes ormana! hepimiz gerildik, gerdiler bizi üç günlük dünyada! şöyle bi 10 dk söğüt ağacının altında oturup stresten kaynaklı ağrılarımızı giderelim, çam ağacının altına geçip stresimizi depresif duygularımızı ona aktaralım! (ona bişey olmayacak bu kötü enerjiyi alınca korkmayın çünkü bu kötü duygular çam ağacının bünyesinde organik gübre olarak algılanır) doğanın pozitif enerjisiyle içimizdeki kirleri yer değiştirelim, ne bu asabiyet bee, yeterrrr!!
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yüregin beni secer mi/kalakaldım hasretınle
Aklın bende olsa yüregin beni secermi Sen benden gittin ben senden gittim mi Ahh su sokakların,paslanmış duvarların Sesin bana uzak bir haberin geldi mi Aramızda yasaklar var diyorsun cignesem Yanımda olsanda yüregin beni secermi Aramızda mesafeler var diyorsun Kilometleri,yolları aşsam yüregin beni secermi Bakışlarına yenildim,hasretine diz cöktüm Gözlerine yenildim hasretin sag bırakır mı Hadi sözler yalandı ya gözler anlamsız mı Diyelım ki yasakları cignedim yüregin beni secer mi Yalan!! Diyorsun ya yalan ya gözler Her nefes cekisimde sevdim seni sen koydun aramıza duvar üstüne duvar Yalan diyorsun ya yalan sözlerin git diyor Gözlerin ne olur yanımda kal Gözünün önünde eridim beni caresizliklerin İcine bıraktın yanında kalsamda yüregin beni secer mi Uzakları yakın eylesemde sen edersin yakınları uzak Bir gün olsun görmedin caresizligimi Anlamadın ki sevmelerimi ettin yasak Hasretin oluyor simdi bir tuzak Yasaklar icinde sevdim seni oldun bana uzak Mesafeler degil,kılometler degil Sen koydun aramıza bir duvar
Şiir
Mavi bir Ömür.
Öykümüz Amerika’dan, Çerokiler’n öyküsü ‘’Örümcek Nine ve Güneş’’ Güneşten önceki karanlık zamanlardan, güneşi nasıl çaldıklarını anlatan bir öykü; Eskiden dünyanın bir tarafı karanlık bir tarafı aydınlıkmış Deniz, tabi biz yine karanlık taraftayız anlayacağın. İnsanlar ve hayvanlar büyük zorluklar yaşar, birbirlerine çarpmaktan hep şikâyetçilermiş. Ormanda büyük bir toplantı düzenlemişler yüce okaliptusun altında! İçlerinden biri açmış konuyu. Bu Tilki olsun değil mi? Küçük Prens’in tilkisi olsun mu cancağızım? Olsun, lütfen bana sorma Mavi, anlat hadi! Tilki olsun o halde. Güneş denilen bir şeyden bahsedildiğini duydum dedi tilki. Evet, diye atıldı Ay. Işık ve sıcaklık saçıyor ve dünyanın öteki tarafında saklanıyor. Ancak onu koruyan insanlar, paylaşma konusunda pek hevesli değiller. Belki bir parçasını çalabiliriz. Evet, çalalım dedi Tilki! Herkes başıyla onayladı. Fakat Güneş’i kim çalacaktı? Bu kutsal görevi üstlenenler öne atılsa da birkaçı ormanın derinliklerine saklanıp sadece seyretmeyi görev bildiler. Önce Fok denedi şansını, yumuşak ayaklarıyla sürünerek gitti. Güneşten ağzıyla bir parça koparıp koştu dünyaya, ancak güneş o kadar sıcaktı ki yandı ağzı güneşin parçası yere düştü. Bugün fokların ağzının beyaz olmasının sebebi de budur sevgilim. İkinci sırada sıçan denedi şansını, gür ve uzun kuyruklarıyla çalacaktı güneşi. Fok ’un düşürdüğü yere gitti kaptı yerden güneş parçasını koşarak uzaklaştı ormandan ancak güneş onun da kuyruğunu yaktı ve yere düşürdü güneşi. İşte bu nedenle bugün sıçanların kuyruğu uzun ve tüysüzdür. Tam işler yoldan çıkarken Örümcek Nine atıldı ormanın derinliklerinden. Küçük ama akıllı bir hayvandı, hem de cesur! Sakince ‘’Ben de deneyebilir miyim diye’’ sordu. Başıyla onayladı Ay. Örümcek Nine, Güneş’in kızgın parçasını eliyle tutmak
Kırmızı Kolye
"Girmekten korktuğunuz mağara, aradığınız hazineyi barındırır." Joseph Campbell Kumsal boyunca uzanan palmiyelerin gölgesine sığınmış denizi izliyordu. Tam iki haftadır bu adadaydı ama cennetten bir köşe olmasına rağmen, bulunduğu adada cehennemi yaşıyordu. Denizin o huzur veren çarşaf gibi hali, gökyüzünün beyaz ve tombul bulutlarla çevrili huzurlu görüntüsü ve en güzeli de daha önce görmediği, varlığından bir haber olduğu hayvanlar... Ah, daha önce yaşamamışım ben, diye düşünmüştü adaya ilk düştüğü gün. Ancak güneş batıp gece olduğunda... Cennetle cehennemin aynı anda, aynı yerde nasıl var olabileceğine inanamamıştı. Ufka baktı, güneş ona elveda etmek üzereydi. Adadaki ikinci haftasının sonunda aklında tek bir düşünce vardı; bu adadan olabildiğince çabuk, mümkünse hemen defolup gidebilmek. * “Dün akşam o kadar içmeyecektik. Yediklerimin içimde top oynadıklarını hissediyorum,” dedi Rıza. “Dur sen daha, hele bir açık denizlerde benim gibi on yılını tamamla da ben o zaman görürüm seni,” diye karşılık verdi Hayati. Hayati tam lafını bitirmişti ki, Rıza gök gürültüsünü andırır bir şekilde böğürerek kusmaya başladı. Sabahtan beri beşinci kez bu iğrenç işlemi gerçekleştiriyordu. Artık midesinde hiçbir şey kalmamış olacak ki, altıncı işlemde artık sarı ve yeşil formlarda yemek parçaları yerine, içtikleri ucuz içkinin renginde köpük köpük bir başka sıvı çıktı ağzından. Kaptan, Hayati’yi acil olarak çağırıyordu; belli ki yine angarya bir işi kilitleyecekti. Hayati, Rıza’ya şöyle bir son kez göz attı ve iyi olduğunu anlayınca hemen Kaptan’ın kamarasına doğru hızlı bir şekilde yol aldı. Rıza üniversite mezunu işsizler kervanına
Fantastik
Bugün hangi parka bağa ormana gitseniz sizin can yoldaşınız ağustosböcekleridir tüm yeteneklerini ortaya koyarak sizi o tatlı konserleriyle eğlendirirler hem de hiç bir karşılık beklemeden Hadi ilbaş-Bütün Dünya
Duygu ve Düşünce