Çevredeki tüm insanları kölesi durumuna getiren, keyfi cezalarla canlarından bezdiren, işçilere bozuk yemek yediren fabrikatörün ta kendisidir“
Ee, ne diye üzüldünüz? Neşelenin, sizin işiniz bu! Anacığım, babacığım! Hadi içelim, gezelim dolaşalım!
Babacığım, artık yalnız değilsin, kızınla birlikte meyhaneden meyhaneye sürtersin! Anacığım, tek başına içmek sıkıcı oluyordu, şimdi kızın da var işte! Şaraplar votkalar sel olun! Acımı, vicdanımı yıkıp geçin!”
Ancak bizim halkın yaşamında böyle bir olay ortada bir de namus meselesi varsa Aldatılmış da olsa, suçsuz da olsa, tam anlamıyla namussuz sayılmasa bile, lekelenmiş bir kıza iyi gözle bakmazlar.
güçlüyüm...” diye haykırıyor. “Ne istersek yaparız! Tüccar aklına ne koymuşsa mutlaka yapar, çünkü güçlüdür!..”Evet, güç karşısında söylenecek söz yok!”
Annesi ve erkek kardeşi tarafından tüccara satılan kurban, uyku ilacını içmiş ve fırın üzerindeki yatağında derin bir uykuya dalmıştır.
Elbette bir köydür burası, kahramanı da basit bir köylü kadın...
Burada yalvarma yakarma bir işe yaramaz! Görmüyor musun, burada düzen kurulmuş, hepsi düzmece... Bu leş kargaları, benim uslu şahinimi mahvedecekler, için için gagalayacaklar!
Votka için ruhlarınızı satıyorsunuz, taptığınız tek şey votka! Votkayı kim daha fazla verirse o satın alıyor sizleri.
güçlü, gururlu bir anne ayakta dikilmektedir. Daha gençtir, güçlü, gururlu bir kadındır. Uzun zamandır duldur. Her dul gibi rahatsız edilmiş, baskılar görmüş, ruhu incitilmiştir. Her türlü zorluklara göğüs gerer, katlanır; küçücük evini bir düzene sokar; varını yoğunu gözbebeği, biricik oğluna adar. Ve işte şimdi son umudunu, son sevincini, sevgili oğlunu ondan koparışlarını dinlemektedir
Pislik yapıyorlardı, ama bunun kötülük olduğunu, iyinin de var olduğunu biliyorlardı; şimdiyse