İçimde uluyan kurtlar var. Artık salabilirim insansız bir ormana. Orada dişlerimi geçirip boynuna, parçalamam gereken sırtlanlar var. Kökü kalbimde zehirli sarmaşıklar var. Usul usul suladım gözyaşlarımla. Yaşanacak yıllar var, aylar günler saatler var, kayboldum, ölünmemiş ama yaşanmamış bir yerde, yaşamı bir kez yitirir insan. Yeniden insan olabilmek için -bir insan, kalbi, vicdanı, karar verme becerisi ve korkularıyla dövüşe dövüşe, umut demeyeyim hadi- öfkem var. Kaç yılım geçtiyse bu dünyada, o kadar yaram var. Alınacak öcüm var. Benden çalınanların bir bedeli var.
Sayfa 155 - Doğan Kitap
“Aile olmak gibisi yok, değil mi? Şunlara baksana.” dedi Ufuk, Doğa’ya sarılmış hâlde. “İyi ki sevgilim, iyi ki bir aileyiz.” dedi. Doğa bir ara kafasını kaldırıp yukarıdaki ormana baktı. O sırada ormanın sık ağaçları arasından kocaman boynuzları olan bir geyik çıktı, Doğa’yla göz göze geldiler. Doğa ona gülümsedi. Geyik ardından ormanın derinliklerinde hızla gözden kaybolup gitti. Ardından koca çam ağaçlarının arasından bir kuş göğe yükseldi. Ufuk’un “Hadi aşkım fotoğrafa gel.” sesiyle Doğa, kendine geldi ve aile fotoğrafı çekilmek için gülerek yanlarına gitti.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Sıdıka, naapıyorsun, kafayı mı yedin kızım? Vır vır vır ne konuşuyosun o çiçeklerin önünde..." "Çiçekleri birbirine karşı kışkırtıyorum. Aralarında husumet yaratıcam, kıran kırana büyüycekler, dal yaprak birbirlerine girişecekler... Provokasyonum bi tutarsa burayı ormana çeviricem şerefsizim..." "Çiçek kışkırır mı kız? Allah'ın beyinsiz otu niye dolduruşa gelcek ki?" "Aman anne, bizim beynimiz var da nooluyo? Her vesileyle kışkırıyoruz... Bin yıldır aynı dolaplar dönüyo... İki dallama karşılıklı küfür kâfir konuşup bizi birbirimize bi dolduruyo, sonra hoydaa... 'Huzur ve sukun ortamı' gelinceye kadar kim kimin gırtlağını sıkarsa... Şiht... Lan devetabanı, yandaki saksı senin için 'babası nifak tohumu, annesi eğrelti otu' dedi... Hadi lan şööle ayı kadar bi yaprak çıkar da vur kafasına... Fotosentez için aldığı oksijenleri yurtdışına kaçırıyomuş zaten..."
Sayfa 72·Kitabı okudu
Aferin sana horoz kardeş beni yanına çırak al
Güngörmüş, açıkgöz bir horoz, Ağaçta nöbet bekliyormuş. Tilki yanaşmış güler yüzle: — Kardeş, demiş; müjde! Savaşanlara son verildi, son! Barış oldu bütün dünyada. Haberi yaymaya geldim, İn aşağı da öpüşelim. Hadi bekletme, duramam pek; Yirmi köyüm var gidilecek. Hem nöbet möbet yok artık, bitti; Rahat rahat gezebilirsiniz şimdi. Tavuk, horoz işinize bakın, korkusuz; Size yardım etmek dostluk borcumuz. Söyle seninkilere sevinsinler, Bu gece bayram etsin, hora tepsinler. Sen de gel artık, haydi; Gel de kardeş kardeş öpeyim seni. — Tilki kardeş, demiş horoz; Bundan hoş, bundan tatlı haber olmaz! Hele bunu senden duymak yok mu, Bitirdi beni doğrusu. Bak, iki tazı da geliyor karşıdan; Onlar da müjdeci anlaşılan Görsen ne koşuyor kâfirler; Nerdeyse gelirler. Dur, ben de ineyim de bari Tatlı tatlı konuşalım hep beraber. — Hoşça kal, demiş tilki; Ben kaçayım, yolum uzun.
Hadi başlıyoruz
Yanımdaki sandalyeye çöktü, yüzündeki sinirli ifade endişeye dönüştü. “Senin de için endişeleniyorum. Rüyalar görüyorum. Yok, rüya değil,” diye açıkladı kaşlarını çatarak. “Kâbuslar. Hem de bir süredir.” Geldiğinden beri bu durum hakkında birkaç kez konuşmuştuk ama ilk kez kâbuslarından bahsediyordu. “Devam et,” dedim elimle işaret ederek. “Sanki Kadimler beni tehlikenin yaklaştığı konusunda uyarıyor,” dedi, “ama bunu nasıl durduracağımı bilmiyorum. Tek bildiğim, Doğudiyarlıların sakladığım şeyi keşfetmiş olmalarından korktuğum ve bu gece vadiye gitmene gerek olmadığı.” Rüyalarında onu böyle düşündürecek ne gördüğünü sormaya yekensem de vazgeçtim ve ona doğru eğilip elimi titreyen dizine koydum. Ayağı birden dondu kaldı. “İki iş aynı anda olmaz, dostum. Bir kâhin olmadan gerçeği Öğrenemeyiz ve vadiye gitmezsem de bir kâhine danışamayız. Gidip kızı getirmeliyim. Bu endişeyi sona erdirmenin tek yolu bu.* Sesi ve cadı işaretleri olmayan, sözde kâhin olduğu söylenen kızı. Raina Bloodgood’u. Listeme yazmış olabileceğim onca isim arasında onunki hiç ihtimal dâhilinde olmamıştı, en azından bu sabah Nephele, birden kız kardeşinin bu konuda işe yarayabileceğine karar verene kadar. Nephele bana karşı her zaman dürüst olmuştu ya da ben öyle sanıyordum ama bana küçük kız kardeşiyle ilgili pek çok şey anlatmasına rağmen bu değerli ve gizli yeteneğinden hiç bahsetmemişti. Aksine, Rainanın benimle Kış Yolu boyunca yolculuk yapmaması için elinden gelen her şeyi yapmışa. Ben de onun bu tavrım anlayışla karşılayıp Raina’yı rahat bırakmayı kabul etmiştim. Aslında hiçbir zaman içinde onu işe yarar kılacak kadar yoğun bir güç hissetmemiştim; tek bir cadı işareti bile yoktu. Ama tanrılar aşkına, bir kâhinin Kış Hisarina çok değerli katkıları olabilirdi. Nephclc neden tüm krallığı böylesine
Sayfa 35 - Alexus Thibault·Kitabı okudu
Çevredeki tüm insanları kölesi durumuna getiren, keyfi cezalarla canlarından bezdiren, işçilere bozuk yemek yediren fabrikatörün ta kendisidir“ Ee, ne diye üzüldünüz? Neşelenin, sizin işiniz bu! Anacığım, babacığım! Hadi içelim, gezelim dolaşalım! Babacığım, artık yalnız değilsin, kızınla birlikte meyhaneden meyhaneye sürtersin! Anacığım, tek başına içmek sıkıcı oluyordu, şimdi kızın da var işte! Şaraplar votkalar sel olun! Acımı, vicdanımı yıkıp geçin!” Ancak bizim halkın yaşamında böyle bir olay ortada bir de namus meselesi varsa Aldatılmış da olsa, suçsuz da olsa, tam anlamıyla namussuz sayılmasa bile, lekelenmiş bir kıza iyi gözle bakmazlar. güçlüyüm...” diye haykırıyor. “Ne istersek yaparız! Tüccar aklına ne koymuşsa mutlaka yapar, çünkü güçlüdür!..”Evet, güç karşısında söylenecek söz yok!” Annesi ve erkek kardeşi tarafından tüccara satılan kurban, uyku ilacını içmiş ve fırın üzerindeki yatağında derin bir uykuya dalmıştır. Elbette bir köydür burası, kahramanı da basit bir köylü kadın... Burada yalvarma yakarma bir işe yaramaz! Görmüyor musun, burada düzen kurulmuş, hepsi düzmece... Bu leş kargaları, benim uslu şahinimi mahvedecekler, için için gagalayacaklar! Votka için ruhlarınızı satıyorsunuz, taptığınız tek şey votka! Votkayı kim daha fazla verirse o satın alıyor sizleri. güçlü, gururlu bir anne ayakta dikilmektedir. Daha gençtir, güçlü, gururlu bir kadındır. Uzun zamandır duldur. Her dul gibi rahatsız edilmiş, baskılar görmüş, ruhu incitilmiştir. Her türlü zorluklara göğüs gerer, katlanır; küçücük evini bir düzene sokar; varını yoğunu gözbebeği, biricik oğluna adar. Ve işte şimdi son umudunu, son sevincini, sevgili oğlunu ondan koparışlarını dinlemektedir Pislik yapıyorlardı, ama bunun kötülük olduğunu, iyinin de var olduğunu biliyorlardı; şimdiyse
Edebiyat