Her gün biri çıkar, başlar, benim ben demeye,
Altınları, gümüşleriyle övünmeye.
Tam işleri dilediği düzene girer,
Ecel çıkıverir pusudan: Benim ben, diye.
Bir gülü seyrederim, yıldızları sayarım, yaratılışın güzelliği, onun düzenindeki kusursuzluk karşısında büyülenirim, Rabbim'in en güzel eseri olan insanın, onun bilgiye aç beyninin, aşka aç gönlünün, uyanmış veya tatmin edilmiş tüm duyularının karşısında hayranlığa kapılırım.
Sür ve Sayda ya gitmek için buradan geçen bircok insan gördüm. İçlerinden bazıları Akbar da başarılı olamadığından yakınıyor, yeni bir yazgı peşinde olduğunu söylüyordu. Bu insanlar günün birinde geri dönüyordu. Aradıklarını bulamamışlardı, çünkü yükleriyle birlikte geçmişteki başarısızlıklarının omuzlarındaki ağırlığını da yanlarında götürmüşlerdi. İçlerinden birkaçı yönetimde görev almış olarak ya da çocuklarına daha iyi bir eğitim sağlamış olmanın sevinciyle geri dönüyordu ama hepsi o kadar, çünkü akbar da ki geçmişleri onları korkak yapmıştı, risk alabilmek için kendilerine yeterince güvenemiyorlardı.
Ayrıca, kapımın önünden heyecan dolu insanlar da geçti. Akbar da yaşadıkları her anı değerlendirmişlerdi ve büyük bir çaba göstererek yapmak istedikleri yolculuk için yeterli parayı kazanmışlardı. Onlar için, yasam sürekli bir zaferdi ve öyle olmayı da sürdürüyordu. Onlar da geri dönüyordu, ama olağanüstü öykülerle. Istedikleri herşeyi fethetmişlerdi, çünkü kendilerini geçmişin yoksunluklarıyla sınamamışlardı.