DÜNYA KUPASI'NDA YER ALAN ÜLKELERİN MAÇ TARİHİ VE SAATLERİ... KERİM ÖZBEKLER GAZETECİ-YAZAR-ŞAİR 11 Haziran 2026 Perşembe günü; 22.00'de Meksika-Güney Afrika 2-0 12 Haziran 2026 Cuma günü; Güney Kore-Çekya, 13 Haziran 2026 Cumartesi günü; 04.00'de ABD-Paraguay, 14 Haziran 2026 Pazar günü; 01.00'de Brezilya-Fas, 04.00'de Haiti-İskoçya, 07.00'de Avustralya-Türkiye, 20.00'de Almanya-Curaçao, 23.00'de Hollanda-Japonya,
d grubu'ndan başlayarak tüm turnuva gruplarının öne çıkan kadrolarını, grup karmalarını ve kağıt üzerindeki teknik analizleri. ##` d grubu` ### `türkiye` * `kaleci`: mert günok, altay bayındır, uğurcan çakır * `savunma`: ferdi kadıoğlu, merih demiral, çağlar söyüncü, zeki çelik, ozan kabak, abdülkerim bardakcı, mert müldür * `orta saha`: hakan çalhanoğlu, orkun kökçü, ismail yüksek, salih özcan, kaan ayhan * `hücum`: arda güler, kenan yıldız, barış alper yılmaz, kerem aktürkoğlu, yunus akgün, irfan can kahveci, can uzun, deniz gül, oğuz aydın ### `abd` * `kaleci` : matt turner, ethan horvath * savunma: antonee robinson, tim ream, chris richards, joe scally, cameron carter-vickers * **`orta saha` **: weston mckennie, tyler adams, yunus musah, gio reyna, johnny cardoso * hücum: christian pulisic, folarin balogun, timothy weah, ricardo pepi, brenden aaronson ### `paraguay` * kaleci: orlando gill, roberto fernández, gastón olveira * `savunma`: gustavo gómez, fabián balbuena, junior alonso, omar alderete * `orta saha`: diego gómez, andrés cubas, damián bobadilla, braian ojeda
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
FIFA Dünya kupası
2026 dünya kupası fikstürüne bakınca ilk dikkatimi çeken şey takımlar değil saatler meksika - güney afrika | 11 haziran 22:00 güney kore - çekya | 12 haziran 05:00 abd - paraguay | 13 haziran 04:00 brezilya - fas | 14 haziran 01:00 türkiye - avustralya | 14 haziran 07:00 bir noktadan sonra dünya kupası fikstürü okumayı bırakıp imsakiye kontrol ettiğimi fark ettm. mynet.com/dunya-kupasi-ge... dünya kupası değil, 39 günlük futbol maratonu. sabah 04:00'te brezilya maçı, 07:00'de türkiye maçı, akşam almanya maçı. fifa bu sene uyku düzenini turnuvaya dahil etmiş. resmî tam fikstür (104 maç): fifa dünya kupası 2026 tam fikstür?? grup aşaması 11 haziran perşembe 22:00 / a grubu: meksika - güney afrika (açılış maçı) 12 haziran cuma 05:00 / a grubu: güney kore - çekya 22:00 / b grubu: kanada - bosna hersek 13 haziran cumartesi 04:00 / d grubu: abd - paraguay 22:00 / b grubu: katar - isviçre
Haiti efsanelerindeki o ilk zombileri hatırlayalım. Ruhları ve iradeleri çalınmış, efendilerinin tarlalarında ölesiye çalışan ama köle olduklarının bile farkında olmayan yaşayan ölüler... Bugün karşı karşıya olduğumuz "kör karanlık" tam olarak bu, fakat çok daha rafine ve görünmez bir yöntemle inşa ediliyor. Eskiden insanları zombileştirmek için büyüye ya da fiziksel prangalara ihtiyaç vardı; bugün ise sadece dopamin döngüleri, kişiselleştirilmiş algoritmalar ve kusursuz öngörü motorları yetiyor. Bu yeni evrenin, tarihteki tüm kölelik biçimlerinden çok daha ürkütücü. Eski dünyada insan zincire vurulduğunu bilir ve içten içe nefret ederdi. Modern zombileşmede ise insan, kendi iradesini sisteme büyük bir neşeyle teslim ediyor. Hangi videoyu izleyeceğini, neyi satın alacağını, hatta neye öfkeleneceğini kendi seçiyormuş yanılsaması yaşarken, aslında kuantum işlemcilerin kendisi için milimetrik olarak çizdiği patikada yürüyor. Yapay zekâ ve kuantum dünyası hayattaki tüm belirsizlikleri ve boşlukları sildiğinde, insanın "kendi kendine kalabileceği", sisteme yabancılaşabileceği o tefekkür alanları da yok oluyor. Zihin, saniyede binlerce veriyle sürekli beslenmek zorunda bırakılarak kendi hikayesini, kendi derinliğini üretme yetisini kaybediyor. İnsanlık, algoritmaların gözünde artık öngörülemez birer ruh veya gizem değil; girdileri verildiğinde hangi çıktıyı vereceği kesin olan, manipüle edilebilir birer davranış kümesi. Yani tam anlamıyla birer zombi. En derin karanlık, özgür olduğunu sanan kölenin karanlığıdır. İnsanın canavarlara ve sisteme karşı üretebileceği son sığınak olan "kendi bağımsız dilini, mitini ve fısıltısını yaratma" gücü elinden alındığında, geriye sadece komutları yerine getiren, ekranı kaydıran ve sistemin çarkını döndüren biyolojik otomatlar kalıyor.
1000Kitap
Vampir efsanesinin temelinde, halkın iliğini kemiğini sömüren, aristokratik zırha bürünmüş zalim liderler yatar. Tarihsel olarak en bilinen iki örnek, Eflak Voyvodası II. Vlad (Kazıklı Voyvoda) ve Macar Kontesi Elizabeth Báthory’dir. Her ikisi de masum insanlara akılalmaz işkenceler yaparken arkalarına feodal sistemin, yani dönemin "devlet zırhının" gücünü almışlardı. Kontes Báthory, yüzlerce genç kızı sarayında katlederken soyluluk unvanı sayesinde uzun süre kimse ona dokunamadı. Karl Marx bile Kapital’de kapitalizmi anlatırken bu metaforu kullanır: "Sermaye, vampir gibi ancak canlı emeği emerek yaşayabilir." Yani vampir, aslında kendi halkının kanıyla (emeğiyle, canıyla) beslenen ve şatosundan çıkmayan dokunulmaz "efendilerin" simgesidir. Kurt adam (likantropi) efsaneleri, özellikle Orta Çağ Avrupa’sında toplumsal düzenin çöktüğü, savaşların ve kıtlığın baş gösterdiği dönemlerde zirve yaptı. O dönemde, toplumda saygın konumda olan ya da gücü elinde bulunduran bazı kişilerin (örneğin Fransa'da Joan of Arc'ın silah arkadaşı olan çok zengin baron Gilles de Rais) çocukları kaçırıp katlettiği ortaya çıktığında halk bunu rasyonel bir zemine oturtamadı. "Bir insan, arkasındaki bu güçle nasıl bu kadar vahşi olabilir?" sorusunun cevabı, onun geceleri bir canavara, yani kurda dönüştüğü iddiası oldu. İnsanın medeniyet, hukuk ve makam zırhını çıkardığında içinde sakladığı o çiğ, ilkel ve dizginlenemez şiddet arzusunu temsil eder. Zombi efsanesi, diğer ikisinden farklı olarak "gücü elinde tutanın" değil, "güç altında ezilenin" travmasından doğmuştur. Kökeni Haiti ve Batı Afrika'daki Vudu (Vodou) inancına dayanır. Haiti, Fransız sömürgeciliği döneminde dünyanın en vahşi köle kamplarından biriydi. Köleler o kadar ağır şartlarda, ölesiye çalıştırılıyordu ki, buradaki insanlık dışı
1000Kitap
Haiti'li yazar "Edwidge Danticat" göç, kimlik, aile bağları ve kadın hakları üzerine eserler vermiştir. Tabiki bu türden eserler vermesi ülkesinin diktatörlük ile yönetilmesi, siyasi faktörlerinde etkisi olmuştur. Daha sonra yazar ailesiyle birlikte ABD'ye göç eder, yazarlık kariyerine orada devam eder. "Tehlikeli Bir Şekilde Yaratın" isimli kitabında şöyle der : Tehlikeli bir şekilde yazın, tehlikeli bir şekilde okuyan insanlar için. Yazar olmanın anlamı her zaman bu olmuştur diye düşündüm. Yazmak, kelimelerinizin ne kadar önemsiz görünürse görünsün, bir gün, bir yerde, birinin onları okumak için hayatını riske atabileceğini bilmek demektir. . . .