Sırf Haiti'de on yıl içinde bir milyon yerli öldürülür. Göçmenler yoksulluk içinde baş kaldırır. Her mektup ve bu "dünyevi cennet"ten hayal kırıklığı içinde memleketine dönen her yerleşimci, insanlık dışı zulümle ilgili korkunç havadisler getirir.
Sayfa 57 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
..... ELDEN GİDER
1 Sâkiyâ mey vir bahâr u lâle-zâr elden gider Gül gibi ten bâda varur rûzgâr elden gider 2 Bâkî kılmaz vasl-ı yâra olma mağrûr ey gönül Hâr-ı fürkat öldürür ol gül-'iźâr elden gider 3 Şol kadar şeydâlığum vardur düşüp bî-hûş olup Gördügümce ol perîyi ihtiyâr elden gider 4 Elde iken nakş-ı hüsnün 'âşıkun kadrini bil Çün bilürsin dilberâ nakş u nigâr elden gider 5 Bir haŧitı sebzün hevâsına düşüp Sebzî müdâm 'Ayş u nûş it çünki eyyâm-ı bahâr elden gider
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Haiti'de vahşi olmayan ya da pala kullanmayan birini görmedim. Ülkemiz aşırı şiddetin olduğu bir ülkedir. Diktatörler, isyanlar, idamlar, her türden şiddet eylemleri konusunda rekor bizdedir kuşkusuz. Hatta doğal afetlerin bile oralarda ayrı bir gücü vardır, sanki her şey bir yana, Tanrı'nın gazabına da katlanmak zorundayızdır.
Alıntı
– Haiti, insanlık tarihindeki ilk siyahi cumhuriyetti. Kölelerin sömürgecilerini, dolayısıyla Fransızları yendiği ilk ve tek ülke. – Onurlu bir unvan. – Öyle. Maalesef sonuç umduğumuz gibi olmadı. Haiti, şiddetin ve acımasızlığın toprağı olarak kaldı. – Ah. – Yıllar geldi geçti, yıllarla birlikte diktatörler ve meczuplar da. Üstelik Haiti'deki siyahiler, melezlere zulmetmekten hiç vazgeçmedi. Ülkemiz bu güç işi başardı. Beyazlar olmadan bile birbirimizi öldürmeyi becerdik.
Alıntı
Saint Domingue ( Haiti),Kara Spartaküs Toussaint I'Ouverture
​18 yüzyılın sonlarında Saint-Domingue, Fransız İmparatorluğu'nun "Antillerin İncisi" olarak adlandırılan en değerli sömürgesiydi. Bu bölge Fransız ekomisinin küresel ölçekteki can damarıydı. 1790'ların başında 8.000 plantasyona sahip olan bölge, Avrupa'nın toplam şeker ihtiyacının %40'ını ve kahve ihtiyacının %60'ını tek başına karşılıyor, Fransa'nın denizaşırı ticaret hacminin %40'ını oluşturuyordu. Bu devasa yapı yıllık 180 milyonluk bir gelir üreterek Fransız liman kentlerini (Bordeaux, Nantes, Le Havre) ihya ediyordu. ​Ancak Toussaint l'Ouverture önderliğindeki köle ayaklanması, 1801 yılına gelindiğinde üretimi dramatik şekilde düşürmüştü. Napoléon Bonaparte, bu ekonomik kaybı telafi etmek ve bölgeyi Batı Yarımküre'de kurulacak yeni bir Fransız İmparatorluğu için stratejik bir sıçrama tahtası olarak kullanmak amacıyla Ocak 1802'de General Leclerc komutasındaki orduyu adaya gönderdi. Görünürde "özgürlük" vaat edilse de Napoléon’un gizli planı; stratejik noktaların işgali, muhaliflerin tutuklanması ve son aşamada köleliğin yeniden tesisi üzerine kuruluydu. ​Savaş, tarihin gördüğü en kanlı çatışmalardan birine dönüştü. Fransızlar, gemilerde kükürt kullanarak ilkel gaz odaları inşa ederken; Toussaint l'Ouverture ve birlikleri, Fransızların kaynaklarını yok etmeye dayalı amansız bir gayrinizami harp yürüttü. Karizmatik lider l'Ouverture, teslim olmasına rağmen hileyle kaçırılarak Fransa'ya gönderildi ve Nisan 1803'te Kara Spartaküs Toussaint I'Ouverture Jura dağlarında yer alan Joux kalesinde zatürreden yaşamını yitirdi. ​Fransız ordusu için asıl felaket, sarı humma salgını oldu. General Leclerc dahil on binlerce asker hastalıktan dolayı hayatını kaybetti. Toplamda 350.000 Saint-Dominguelinin öldüğü bu süreç, Napoléon’un Batı’daki imparatorluk düşlerini suya düşürdü ve
Kadının, hiçbir zaman özsel varlığa dönüşmeyen bir özsel olmayan varlık olarak görünmesi, kendisinin bu tersine döndürmeyi gerçekleştirmemesindendir. Proleterler "biz" derler; Siyah­lar da. Kendilerini özne olarak ortaya koyarak, burjuvaları, Beyazları "başka" haline getirirler. Kadınlar ise -"biz"in soyut açığa vurma biçimleri olmanın ötesine geçemeyen kimi kongreler dışında- "biz" demezler; erkekler "kadınlar" diyerek konuşurlar, kadınlar da bu sözcüğü olduğu gibi benimseyip kendileri­ni adlandırmak için kullanırlar, ama kendilerini gerçek bir biçimde özne ola­rak ortaya koymazlar. Proleterler Rusya'da, Siyahlar Haiti'de devrim yaptılar, Çinhindi halkları Çinhindi'nde mücadele veriyorlar. Kadınların eylemi hiçbir zaman simgesel bir hareketten öteye geçememiştir. Kadınlar sadece erkeklerin onlara gönüllü olarak bahşettiği hakları kazanmışlardır; hiçbir şeyi almamışlar, sadece onlara verilene sahip olmuşlardır.
Sayfa 28 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe