Amerigo Tarihsel Bir Yanlışlığın Hikayesi

7,4/10  (38 Oy) · 
89 okunma  · 
23 beğeni  · 
1.535 gösterim
Hem düşsel hem de tarihsel karakterler üstüne yorumlarıyla tanıdığımız Stefan Zweig'ı derin karakter incelemelerine yönelten, psikolojiye ve Freud'un öğretisine duyduğu ilgidir. Beş tarihsel kişiliğin portrelerini içeren Yıldızın Parladığı Anlar, Fransız Devrimi'nde bir politikacının portresi niteliğindeki Joseph Fouché'yle birlikte Amerigo da Zweig'ın nesnellikten çok sezgiye dayanan yaşamöykülerinin en başarılarından biridir. Zweig, bu yapıtında, bugün Amerika adıyla bildiğimiz anakaranın bu adı alışının ardındaki inanılması güç rastlantılarla örülü 'yanlışlıklar komedyası'nı anlatır. Kristof Kolomb'un keşfettiği toprakların 'yeni bir dünya' olması gerektiği kanısına varan İtalyan denizci Amerigo Vespucci, ün peşinde koşan bir sahtekâr mıdır, yoksa adını tarihe yazdırmayı hak eden bir bilge mi? Zweig, esrar perdesini aralamaya çalışırken, Amerigo Vespucci'nin yaşamöyküsünü yaratıcı bir anlatıya dönüştürüyor, usta işi bir yapıt sunuyor bize.
(Arka Kapak)
Osman Yüksel 
 17 Ara 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Alışılmış Zweig kitaplarından farklı olarak biyografik bir eser.Yazar ,Amerika kıtasının adı üzerine hem Cristof Kolomb hem de Ameriko Vespucci'nin hayatından anekdotlar vermiş, kıtanın adı üzerine tarihi belgeleri de inceleyerek bir değerlendirme yapmış , Colomb ve Vespucci hakkında bizi aydınlatmaya çalışmış.Sonuç olarak Zweig, Sezarın hakkını Sezara vermiş :)Tarihe ilgisi olanların beğeneceğine eminim ama klasik Zweig okurlarının aynı zevki alacağından emin değilim :)

Yasin Bektaş 
11 Ağu 21:35 · Kitabı okudu · 3 günde · 7/10 puan

Kitap alıştığımız yoğun kişi karakter analizi şeklinde değil daha çok resmi bir araştırma şeklinde yazılmış. Amerika kıtasının keşfedilme sürecindeki Cristof Colomb mu? Amerigo Vespucci mi dünyanın 4. Kıtasını keşfeden kişisi olduğunu açıklayarak bu konuyla ilgili olarak bilinmeyen bazı konulara yer verilmiştir. En çok çarpıcı olan bundan yaklaşık 500 sene evvel nüfusun az olduğu zamanlarda 10 yılda 1 milyon Haiti'li yerlinin katledilişi var. Amerika isminin bir yayımcı sayesinde akıllara kazındığından bahsedilmiş. Arada bu tarz araştırma yüklü kitaplar okumakta fayda var. İyi okumalar.

Damla. 
08 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Stefan zweigh bütün kitapları okunması gerek bence.

mehmet temiz 
22 Oca 19:46 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

şimdiye kadar okuduklarımdan farklı bir zweig kitabı.kitapta amerikanın keşfedilmesi ve isminin verilmesi sırasında ve daha sonrasında olan olaylar ve tartışmalar anlatılıyor.tamamen tarihi bir belgesel kitap.ama konu, ayrıntılar ve olasılıklarla çok güzel anlatılmış.

Amerigo Vespucci ve Kolomb'un Amerika üzerine yorumları, keşifleri
üzerine yayılan yanlış fikirleri ve ölümlerinin ardından şöhretlerinin yarışmasını akıcı bir dille anlatan kısa Zweig eseri. Kısa olmasına rağmen birçok bilgiyi ve özellikle tarihsel gelişimi aktarımı harika. Kronolojik biçimde iddiaları değerlendirmiş, kısa bir Amerika tarihçesi desek yanlış söylemiş olmayız.

Barbaros Uzunköprü 
06 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Amerika'yı kim keşfetmiştir? Vespuçi mi Kolomb mu? Vespuçi bir sahtekar mıydı yoksa gerçek bir kaşif mi? Yoksa her şey küçük bir yanlış anlaşılmayla başlayıp yeni dünyanın ismine mi mal olmuştu? Okuyalım.

Birsen Erol 
27 Tem 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Roman tadında tarihi belge lezzetinde cografya çeşnisinde biyografi inceliginde anlatı keyfi. Okuyunuz keyif alırsınız. Kolomb ve Vespuçi'nin yeni dünya yı keşfetme mücadeleleri. ..

Sefa Kumru 
19 Şub 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Puan vermedi

Amerika'yı Kolomb keşfettiğine göre, neden onun adı değil de Amerigo Vespucci'nin ön adı kondu ? Ünlü biyografi yazarı Stefan Zweig sorunun cevabını bu kitapta veriyor.

Emre PETEK 
19 Haz 17:23 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Amerika adını neden Kolomb' dan değilde Amerigo Vespucci' den aldı!!?
Sebebi işte bu kitapta.
Tarihsel bir yanlışlığın hikayesi...
Teşekkürler Stefan Zweig

Fulya 
15 Ara 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Amerika kıtasını kim keşfetti? Amerikaya neden Amerika dendi? Amerigo Vespucci kimdir ve bir sahtekar mı yoksa masum bir insan mı? Kitap bu soruların cevabını verirken insanı düşündürüyor da. Tarihi bir yanlışlığın hikayesi ne de olsa.

2 /

Kitaptan 55 Alıntı

mehmet pak 
 12 Nis 21:23 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Kendisi açısından avantajlı olduğu için bir sahtekarlığa itiraz etmeyen, bu sahtekarlığa suç ortaklığı etmiş olmaz mı ?

Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 89 - Can Yayınları)Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 89 - Can Yayınları)
Osman Yüksel 
 17 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Büyük Amerika'nın bir hırsızın adını taşımak zorunda oluşu ne garip. Sahip olduğu en yüksek denizcilik rütbesi, asla denize açılmayan bir keşif gezisinde tayfabaşının yamaklığı olan Sevillalı tuzlu su taciri Amerigo Vespucci, bu yalancı dünyada Kolomb'un yerini kapmayı başarmış ve dünyanın yarısı kendi onursuz adıyla adlandırılmıştır.

Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 71 - Can Yayınları)Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 71 - Can Yayınları)
mehmet pak 
 12 Nis 11:15 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Dolandırıcı , yalancı ya da Sinbad olmayan, aksine Portekiz kralının sefere gönderdiği, güvenilir , eğitimli bir adam , bilinen tüm sınırların ötesinde insanların barış içinde yaşadıkları topraklara rastlamıştır ;para ,mülk ve iktidar uğruna yapılan savaşların insanların ruhunda sarsıntılar yaratmadığı, prenslerin , kralların , kan emicilerin ve rant toplayıcılarının olmadığı , insanların karınlarını doyurmak uğruna elleri kanayıncaya dek çalışmak zorunda kalmadığı , doğanın hala insanı doyuracak kadar cömert olduğu ve insanın insana düşman olmadığı topraklara ...

Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 32 - Can Yayınları)Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 32 - Can Yayınları)
mehmet pak 
 11 Nis 21:28 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsanların gözleri etrafını dikkatle gözlemleyemeyecek kadar yorgun, duyuları merakla harekete geçmeyecek kadar tükenmiştir . İnsanlığın ruhu ölümcül bir hastalık atlatmışcasına felç olmuştur sanki, içinde yaşadığı dünya hakkında hiç hiçbir şey bilmek istememektedir. Daha da garibi , halihazırda bildiklerini de anlaşılmaz bir biçimde unutmuştur. İnsanlar artık okumayı , yazmayı ,hesaplamayı bilmemektedir ; Batı dünyasının kral ve imparatorları fermanlarının altına kendi adlarını yazmaktan bile acizdir.

Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 14 - Can Yayınları)Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 14 - Can Yayınları)
salih 
27 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Her şey gibi zamanda tarihin ölçüsüyle değil kendi ölçüsüyle düşünür.

Amerigo, Stefan ZweigAmerigo, Stefan Zweig
Birsen Erol 
23 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

"Hakikatin söylentiye yetişmesi nadiren mümkün olur. "

Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 54)Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 54)
Metin Özdemir 
02 Tem 18:58 · Kitabı okudu · Beğendi · 6/10 puan

Çoğunlukla olduğu üzere burada da hakikat, bir efsaneyi daha yerle bir etmiştir.
Belgeler konuşmaya başlamıştır.

Amerigo, Stefan ZweigAmerigo, Stefan Zweig

Amerigo: Tarihsel Bir Yanlışlığın Hikayesi
Amerika’ya “Amerika” adı kimin anısına verilmiştir?
Bu soruyu ilkokul çocukları bile hiç düşünmeden hemen yanıtlar:
Amerigo Vespucci.

Oysa ikinci soru yetişkinlerin bile duraksamasına,
kararsızlığa düşmesine yol açacaktır, çünkü soru şu:
Neden dünyanın bu kıtası tam da Amerigo Vespucci’nin
ön adıyla vaftiz edilmiştir?
Vespucci, Amerika’yı keşfettiği için mi?
Hayır, burayı kesinlikle o keşfetmedi!
Yoksa Amerika açıklarındaki adalar yerine anakaraya ayak basan
ilk kişi olduğundan mı? Bu nedenle de değil, çünkü anakaraya
ilk kez Vespucci değil, Kolomb ile Sebastian Cabot ayak bastı.
Öyleyse belki de, haksız yere buraya ilk ayak basan kişi olduğunu
iddia ettiğinden mi? Vespucci hiçbir zaman herhangi bir makama başvurup
böyle bir hak iddiasında bulunmadı.
Yoksa bir bilgin ve haritacı olarak hırsa kapılıp söz konusu kıtaya
kendi adının verilmesini önerdiğinden mi? Hayır, bunu da hiçbir zaman
yapmadı ve büyük olasılıkla ömrünün sonuna kadar adının bir kıtaya
verildiğinden haberi bile olmadı. Peki bunların hiçbirini yapmadıysa
nasıl olup da adının ebedileşmesi onuruna Amerigo Vespucci erişmişti?
Neden Amerika’nın adı Kolombiya değil de Amerika?

Bunun sebebi, rastlantı, yanlışlık ve yanlış anlamalardan
meydana gelen bir arapsaçı; asla çıkmadığı ve hiçbir zaman
çıktığını iddia etmediği bir seyahat sayesinde önadını dünyamızın
dördüncü kıtasına verme şerefine erişmiş bir insanın hikâyesi.
Bu adlandırma dört yüz yıldır bütün dünyayı hem şaşırtmakta
hem de kızdırmakta. Amerigo Vespucci, sürekli sinsi ve karanlık
oyunlar aracılığıyla bu onura haksız yere erişmekle suçlandı ve
bu “gerçekleri çarpıtma yoluyla aldatma” davası,
yetkili merciler tarafından her defasında yeniden ele alındı.
Bazıları Vespucci’yi suçsuz ilan ederken başkaları onu sonsuz
bir utanca mahkûm etti. Savunucuları masumiyetini ne denli sarsılmaz
biçimde kanıtladıysa düşmanları da buna eşdeğer bir tutkuyla onu
yalancılık, sahtekârlık ve hırsızlıkla suçladı.
Günümüzde bütün bu tartışmalar, tüm varsayım, kanıt ve karşı
kanıtlarıyla koca bir kütüphaneyi doldurur; Amerika’nın vaftiz babası,
kimilerince amplificator mundi, yani dünyamızın sınırlarını genişleten
en önemli insanlardan biri, bir kâşif ve denizci, önemli bir bilgin sayılırken
diğerleri için dünya keşif tarihindeki en büyük sahtekâr ve dolandırıcıdır.

Hangi açıklama hakikate karşılık geliyor ya da daha
dikkatli ifade edecek olursak; en olası açıklama hangisi?

Vespucci vakası, günümüzde artık coğrafyanın ya da filolojinin
uzmanlık alanına giren bir sorun olmaktan çıkıp her meraklı katılımcının
kendini sınamak için el atabileceği bir akıl oyununa dönüştü;
üstelik kolay oynanabilir bir oyun bu, çünkü bilinen Vespucci külliyatı,
tüm belgeler dahil yaklaşık kırk-elli sayfayı kapsadığından,
oyunda kullanılan piyon sayısı az. Bu nedenle tüm piyonları tekrar
oyun alanına yerleştirip tarihin bu ünlü karşılaşmasını tüm şaşırtıcı ve
yanıltıcı hamleleriyle adım adım burada bir kez daha
baştan sona oynamayı uygun gördüm.

Coğrafi anlamda okurlarımdan tek beklentim, çoktan tamamlanmış
atlaslarımızdan edindikleri tüm coğrafya bilgisini şimdilik unutmaları,
kafalarının içindeki haritadan Amerika kıtasının biçimini, görünümünü,
hatta varlığını bile tamamıyla silmeleri. Çünkü sadece o yüzyılın karanlığını,
muğlaklığını ruhuna yerleştirmesini bilenler, söz konusu neslin,
o zamana dek sonsuza kadar uzandığı düşünülen ufukta,
yabancı bir dünyanın silueti belirmeye başladığında kapıldığı
heyecan ve şaşkınlığı paylaşabilir.

İnsanlık yeni bir şey bulduğunda ilk iş olarak onu adlandırmak;
coşku duyduğunda da şevkini dudaklarından kopan sevinç nidalarıyla
duyurmak ister. Bu nedenle rüzgârın, insanlığın suratına ansızın
bir isim çarptığı gün, şanslı bir gündü; insanlık da haklılık ya da
haksızlık soruları sormadan, bu çınlayan ve titreşen sözcüğü alıp
keşfettiği yeni dünyasını yeni ismi olan “Amerika” ile selamladı.

Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 11 - Can Yayınları)Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 11 - Can Yayınları)

1000
Yıl 1000.
Batı dünyasının üzerinde uyuşturucu bir uyku ağırlığı vardır.
İnsanların gözleri etrafını dikkatle gözlemleyemeyecek kadar yorgun,
duyuları merakla harekete geçemeyecek kadar tükenmiştir.
İnsanlığın ruhu ölümcül bir hastalık atlatmışçasına felç olmuştur sanki,
içinde yaşadığı dünya hakkında hiçbir şey bilmek istememektedir.

Daha da garibi, halihazırda bildiklerini de anlaşılmaz bir biçimde unutmuştur.
İnsanlar artık okumayı, yazmayı, hesaplamayı bilmemektedir;
Batı dünyasının kral ve imparatorları fermanlarının altına kendi
adlarını yazmaktan bile acizdir. Bilimler teolojik mumyalar biçiminde
donup kalmış, dünyevi eller resim ve heykel alanında kendi suretini
yaratamaz hale gelmiştir. Ufuklar, koyu bir sis örtüsüyle kaplıdır.
İnsanlar seyahat etmemektedir, yabancı topraklardan habersizdir;
herkes Do­ğu’dan aralıksız olarak akın eden vahşi halklardan kaçıp
kale ve kentlere sığınmaktadır. Köşeye kıstırılmış halde, karanlıkta,
cesaretten yoksun yaşamaktadırlar – Batı dünyasının üzerinde,
uyuşturucu bir uyku ağırlığı vardır.

Bazen bu ağır, uyuşturucu uykunun içinden, dünyanın
bir zamanlar farklı, daha renkli, daha geniş, daha aydınlık,
daha neşeli, macera ve olaylarla dolu olduğuna ilişkin belli belirsiz
bir anı canlanır. Bir zamanlar ülkeler boyunca uzun yollar uzanmıyor muydu
ve bu yollarda Roma lejyonları, hemen arkalarında da lektörler,
düzenin koruyucuları ve hukuk adamları yürümüyor muydu?
Hem Mısır hem de Britanya’yı fetheden Caesar adında biri yaşamamış
ve üç sıra kürekçileri olan gemileriyle, korsanlardan korkulduğu için
kimsenin artık gitmediği Akdeniz’in öte yakasındaki ülkelere yelken açmamış mıydı?
Hindistan’a, o destansı ülkeye kadar ilerleyip sonra Pers kentleri
üzerinden geri dönen İskender adında bir imparator hiç olmamış mıydı?
Eskiden yıldızları okumasını bilen, dünyanın biçiminden ve insanın
gizlerinden haberdar bilgeler var olmamış mıydı?
Bu durumda kitaplardan, onlar hakkında bilgi edinmesi gerekli olur insanın;
ama artık kitaplar yoktur. Seyahat edip yabancı ülkeler görmek gereklidir;
ama artık yollar yoktur. Her şey bitmiştir.
Belki de her şey bir düşten ibarettir.

Üstelik bunca çaba göstermek niye?
Her şey sona ermek üzere olduğuna göre neden
bir kez daha tüm güçlerini toplamalı insan?
1000 yılında dünya yok olacaktır, kehanet böyledir.
Tanrı dünyayı işlediği bunca günah nedeniyle cezalandıracak,
diye vaazlar vermektedir rahipler kürsülerinden. Yeni binyılın
başlamasıyla mahşer günü gelmiş olacaktır; insanlar korkmuş bir halde,
paçavralar içinde ve ellerinde adak mumlarıyla akın akın
toplanıp büyük dinsel tören alayları oluştururlar.
Çiftçiler tarlalarını bırakır, varsıllar mal mülklerini satıp savarlar.
Çünkü ertesi gün soluk renkli atlarının üzerinde mahşerin
dört atlısı gelecektir. Mahşer günü çok yakındır.
Binlerce, on binlerce insan geceleri, bu son geceyi kiliselerde
diz çökerek geçirir ve sonsuz karanlığın içine yuvarlanmayı bekler.

Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 14 - Can Yayınları - Tarihsel durum)Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 14 - Can Yayınları - Tarihsel durum)
mehmet pak 
12 Nis 22:19 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tarihten adalet bekleyen , onun vermeye yanaştığından çok daha fazlasını istemiş demektir. Tarih , ölümsüzlüğü genellikle yalın , ortalama bir insana dağıtırken en cesur ve bilge olanları , isimsiz karanlığa savurur .

Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 99 - Can Yayınları)Amerigo, Stefan Zweig (Sayfa 99 - Can Yayınları)