Stefan abi sanırım biraz! Amerigo Vespucci’nin adının kıtaya verilmesini doğru buluyor :)
Kitap Amerika kıtasının adını alma serüvenini ve adını Amerigo almasını haklı bulmakla birlikte nedenleri ve engelleri ile ele alıyor. Amerigo Vespucci’nin yanlış anlaşılmasını şöyle açıklıyor:
İlk yanlışlık; yani komedyamızın ilk perdesi,
Vespucci’nin adının, bütün dünyanın bu yeni
toprakları Kolomb’un değil de Vespucci’nin
keşfettiği zannına kapılmasına yol açacak
şekilde, Paesi retrovati kitabının başlığında yer verilmesiydi. İkinci yanlışlık; yani ikinci perde,
bir dizgi hatası sonucu Latince baskıda “Lariab” yerine “Parias” sözcüğünün geçmesi, bunun üzerine Amerika anakarasına ilk olarak
Kolomb’un değil, Vespucci’nin ayak bastığının
iddia edilmesiydi. Üçüncü yanlışlık; yani üçüncü perde, Vespucci’nin yazdığı otuz iki
sayfa sebebiyle yeni kıtaya “Amerika” adının verilmesini öneren taşralı genç bir coğrafyacının yaptığı yanlışlıktı.
Hindistan’ın Amirali Kristof Kolombiya ile Amerigo Vespucci’nin güzel anlaştığını ve bu tartışmaların yersiz olduğuna da atıfta bulunuyor
Stefan Zweig bu kitabında eserin adından anlaşılacağı üzere Amerigo Vespucci özelinde Amerika'nın keşfinden sonra ortaya çıkan iddiaları edebi bir dille tekrar ele almaktadır. Akıcı bir dille yazılan bu eserde kimi zaman Vespucci kimi zaman ise Kristof Kolomb taraftarı olabiliyorsunuz. Stefan Zweig burada tarihi akışı anlatır, belgeleri ve çeşitli iddiaları ortaya koyar. Bu kısımdan sonrasını ise bizlere bırakmıştır. Bu manada eğer tarih okumaları yapmaktan haz alıyorsanız hızlı bir şekilde okuyabileceğiniz bir kitap oluveriyor.
"Büyük Amerika’nın bir hırsızın adını taşımak zorunda oluşu ne garip.Sahip olduğu en yüksek denizcilik rütbesi, asla denize açılmayan bir keşif gezisinde tayfabaşının yamaklığı olan Sevillalı tuzlu su taciri Amerigo Vespucci, bu yalancı dünyada Kolomb’un yerini kapmayı başarmış ve dünyanın yarısını kendi onursuz adıyla adlandırmıştır." Amerigo
"Valladoid ve Sevilla' da iki suskun mezar. Yaşamları boyunca birbirlerinden kaçınmadan ya da nefret etmeden sık sık karşılaşmış iki adam. Her ikisi de aynı yaratıcı merakın ruhuyla beslenmiş, ilerledikleri yolda birbirlerine dürüstçe ve yürekten yardım etmiş iki adam. Oysa mezarları üzerinde kıyasıya bir kavga başlamıştır. Kendilerinin haberi olmadan birinin şanı diğerininkiyle mücadeleye tutuşmuştur. (...)
Eser bilindiği üzere Batı'nın neredeyse tamamen yok olacağı bir dönemde Amerika kıtasının keşfi ile yeniden dirilişini konu alır. Bundan ziyade ise asıl konu yeni keşfedilen bu kıtaya verilen isimin yarattığı tartışma ve sorunlardır. Amerigo Vespucci ile Kristof Kolomb arasında yüz yıllardır süre gelen bu şan kavgasında nerdeyse aklınızda ki tüm sorulara cevap bulabileceğiniz bir eser. Bilindik tarih kitapları gibi saf bilgiyle okuru yormamakta arada kullanılan yorumlar ve edebi bir kalemin uç kırıntıları fark edilmektedir. Her ne kadar tarih kitaplarıyla pek aram olmasa da yazarın eser için kullandığı üslup hoşuma gitti. İyi okumalar :)
Stefan Zweig'in okuduğum ilk biyografik eserdi. Eserde Zweig, Amerigo Vespucci kim? Neden onun ismi Amerikaya verilmiş? Amerikayı gerçekten keşf eden o muydu? gibi soruların cevaplarını araştırmış ve olabildiğince objektiv olmaya çalışmıştır. Kitabı okurken tuhaf hissettim. Hiç bir şeyden haberi olmayan bir insan kendi hayatını yaşıyor. Hatta çok zengin olmayan bir yaşayışı vardır. Ama bir yerlerde çok meşhur. Hakkında konuşuyorlar, ama onun bundan haberi bile yok. Sonra birden birinin yanlış anlamasıyla haksız duruma düşüyor, yargılanıyor, eleştiriliyor, ama onun bundan yine haberi olmuyor. Tuhaf gerçekten. Yapılan bir harf hatası bile insan kaderini değiştire bilirmiş. Hatta insanın bu değişiklikten haberi olmasa bile. Peki bu tesadüf müdür? Yoksa alın yazısı?
Eduardo Galeano'nun Latin Amerika'nın Kesik Damarları kitabına ait incelemeye şöyle başlamıştım.
" Ateşler içinde yanasın Colomb. İnim inim inleyesin Colomb "
Bunun nedenlerini de uzun uzun yazmıştım. Hatta şuraya
Soluk alışverişinde yeni bir hava sahası oluyor benim için.
Tek solukta okuyor ve hayretle kaleminin gücünü izliyorum.
Hassas kalbin zaten bu dünyaya fazlaymış sevgili yazar.
Bir yandan Yabancı Dil çalışmaları ve diğer yandan da Stefan Zweig’in bulabildiğim ve okumadığım kalan tüm eserlerini okumak adlı çalışmamın aynı anda ilerlemesinin huzuruyla okuyorum. Şimdi de Zweig’e taktım ve her eserinde bir sürpriz ile karşılaşıyorum. Şöyle ki ‘Amerika’ konusu uzun zaman önceden kafamdaydı, özellikle kaşiflerin biyografisi tarzı yazılmış eserlere baktığımda beni bir merak almıştı ve bu eserle de merakım aslına sona ermedi, devam ediyor.
Amerika’nın keşfinden, Amerika adının nereden geldiğine; yapılan yolculuklar, yazılan yazılar, dünyadaki bilimin durumu ve karşıt tutumlar derken aslında kısa ve öz bir kitapta biraz da sıkıcı gelen bir bilgi yumağı buluyoruz. Ben hepimize keyifli okumalar, mutlu tatiller dilerim..
AmerigoStefan Zweig · Can Yayınları · 20141,925 okunma
Spoiler: kıtayı ilk colomp buldu 1492, amerigo’nun ilk seyahatı 1498. Neden amerigo’nun ismi verildi?
-Colomp oranın hindistan olduğunu sanıyor amerigo da yeni bir kıta olduğunu anlıyor.
-1507 de martin waldseemüller yeni bir harita çiziyor orayada amerigo isminin kadın hali olan amerika yı koyar.
-colomba dan daha güzel bir isim olmuş, amerigo ve colomp arkadaşlar yazışmaları var.
-amerigo floransada medici ailesinin bankasında çalışıyordu sonra ispanyada aynı işleri mediciler için yürüttü, merika mucize demektir tevratta batıdaki yıldız diye geçer.
Adı da üstünde olduğu gibi gerçekten de tarihsel bir yanlışlığın hikayesini okudum.Zweig'in alışılagelmiş hikayelerinin aksine coğrafi keşifler ve derin araştırmaların olduğu bir biyografiydi.Amerika kıtasının isim babasını ve nasıl biri olduğunu,kitayi ilk bulan Kolomb'un inatla buranın Çin ve Japonya'nın bir parcasi olduğunu iddia ettiği ve bir sürü komedya..netice itibarıyla kıtanın isim babası ve kıtayı keşfeden Kolomb'da bu işten bir fayda sağlayamadan fakirlik ve safalet içinde yaşamlarını yitirdiler.
-yapilan bir şeyi anlatan ve açıklayan kişi,çoğu zaman onu yapandan daha önemlidir ve tarihin önceden kestirilemez güçler dengesi içinde genellikle en küçük bir hareket bile en inanılmaz etkilere neden olur.keyifli okumalar
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.