Bu kitabı okurken bende hiçbir şekilde bu kadar tesir bırakacağını düşünmemiştim. Kitabı bitirdiğimde bir süre ağladım. Hani acı bir olay yaşarsın da bir bardak su getiren birinin olmasını beklersin; biraz sakinleşmek, o duygunun ağırlığından bir nebze olsun kurtulmak istersin ya… İşte o ağırlık hâlâ, bu satırları yazarken bile üzerimde.
O suyu getirecek birini beklemek yerine masanın başına geçtim. Bir bardak su uzatamadım kendime; onun yerine kalbimden taşan kelimeleri kâğıda dökmek istedim. Belki de bazı acılar suyla değil, ancak yazıyla hafifliyordur.
Zehra’nın mektubu bitirdikten sonraki afallayışı beni derinden sarstı. Yıllardır doğrularını yanlış bildiği bir adamın üzerine kurmuştu. Hayatındaki insanlarda bulamadığı erdemlerin, en nefret ettiği kişide bulunduğu gerçeğiyle yüzleşmek zorunda kaldı. Fakat bence Zehra’nın yaşadığı acı yalnızca babasını yanlış tanımış olmanın acısı değildi; kendi vicdanıyla karşılaşmanın acısıydı. İnsan bazen bir başkasını affetmekte değil, kendisini affetmekte zorlanır.
O acıyı hissettikten sonra, babasının yırtık çoraplarından görünen ayaklarına bakarak ağlaya ağlaya giderken, onu orada yalnız bırakmaması… O satırları okurken ben de Zehra ile birlikte eğilip o ayakları öpmek istedim. Çünkü orda yalnızca bir babanın çektiği çileyi değil, geç fark edilen bir sevginin ve gecikmiş bir merhametin ağırlığını da gördüm.
Zehra artık okulunu tamamlamış, muallim olmuştu. Oysa kitabın ilk sayfalarını elime alıp hikâyeyi herkes gibi bildiğimde, Zehra’ya sarılıyor ve ona hak veriyordum. Babasını suçluyor, onun öfkesiyle birlikte öfkeleniyordum. Kitabın sonunda ise fark ettim ki Zehra’nın eksik olan yanı bilgisi, zekâsı ya da doğruluk anlayışı değildi; acıma kabiliyetiydi.
Belki de Reşat Nuri’nin anlatmak istediği buydu: İnsan yalnızca
Bu kitabın hak ettiği değeri bulamadığını düşünüyorum.Çok inceden, çok derinden insanın yüreğine değinen dokunuşları var.
Tavsiye ederim.Keyifle okuyabilirsiniz.
"Güvenmek, bir insanın kendine verebileceği en büyük cezaymış."Saka ve Sanrı, son zamanlarda okuduğum en sarsıcı ters köşeyle başlayan kitaplardan biri oldu. Bige’nin kendi düğününde uğradığı o büyük ihanet ve ardından kendini Karun Kalender (Sanrı) ile hiç bilmediği bir kaosun içinde bulması beni hikayeye tamamen bağladı.Bige'nin yaşadığı psikolojik çöküşü izlemek canımı acıtsa da, onun küllerinden doğuşunu ve bir savaşçıya dönüşmesini okumak harikaydı. Karun ise tam bir kapalı kutu; ona kızmakla hak vermek arasında mekik dokudum. Maral Atmaca karakterlerin duygularını o kadar yoğun aktarmış ki, kendimi Bige'nin yerine koymaktan alıkoyamadım. Gerilim, intikam ve kaos seven herkesin şans vermesi gereken bir seri. Maral Atmaca
Saka ve SanrıMaral Atmaca · Ephesus Yayınları · 20252,437 okunma
Bakara Suresi tefsirinin 3. cildini de bitirmiş oldum. her satırını sindirerek okuduğum bir kitap oldu. Naçizane tavsiyem, bu eserin kesinlikle not alınarak okunması yönündedir. Konuyla ilgilenen herkesin satın alıp kitaplığına katması gereken çok başarılı bir tefsir çalışması. İyi ki okumak nasip oldu; konuları derinlemesine inceliyor ve çok güzel örneklerle açıklıyor.
Kitapta 49 ile 89. ayetlerin tefsir açıklamaları yer alıyor. Kur'an-ı Kerim'in evrensel olduğunu, her döneme ve her kesime hitap ettiğini, kıyamete kadar da tek hak kitap olarak kalacağını bu eseri okurken bir kez daha derinden hissediyorsunuz.
Şimdi, kitaptan çok beğendiğim bir bölümü sizlerle paylaşarak sözlerimi noktalamak istiyorum:"
Allah (cc) ne buyuruyor ?
“Yoksa siz, Kitabın bir bölümünü inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz ? “
Tüm ayetler, hadisler ve tarihsel veriler,böyle seçmeci bir yaklaşımı reddeder.Bir kişinin,ayetlerin işine gelen kısımlarıni alıp,diğerlerini “mensup” diyerek geçersiz sayması; Allah’ın kelamının bir bölümünü geçersiz ilan etme cüreti göstermesi ; kendi teorisini vahyin önüne koyması ciddi bir inanç problemine işaret eder. Eğer bu tutum küfür değilse, küfür nedir ?
Kitabı seven çoğu kişinin yorumlarına denk geldiğim kadar sevmeyen kesimlerin de yorumlarına denk geldim ve bir nebze de hak verdim yani ;) .Açıkçası yazarın ilk şiir kitabı- süt ve bal- kadar pek sevemedim bende yazarın kadınlık üstünde -kötü bir art niyet yol tabi - kullandığı bazı terimler beni aşırı rahatsız etti . Konu bakımında bazı kavramların hayatımızdaki yeriyle ilgili düz söyleşiler var yani hepimiz en az birkaç dakika oturup bunları düşünmüşüzdür . Sıradan ama anlamlı bir kitap, tabi anlayana. Fena değildi .
Güneş ve Onun Çiçekleri
Ben bu incelemeye ne yazacağımı bilmiyorum tek bildiğim bu kitabın hatta serinin beni ağır bir reading slump'a sokması.O kadar ki günlerce okumadığım falan da oldu bu kitabı.Serinin içindeki en kötü yani en sıkıcı kitaptı.Bir yerden sonra paragraf atlamaya başladım bitsin diye.Ve sonunda bitirdim!
Final kitabı olarak çok da mükemmel bir kitap değildi.İyi bile değildi.Yazım dili yerlerde ve duygu hiç yok.Kitap ile ilgili tek beğendiğim şey farklı karakterlerin bakış açısını okumamız oldu.O da bir yerden sonra baydı yani.
Bakın kitabın konusu kötü demiyorum sadece yazım dili çok basitti. Distopya okumaya yeni başladıysanız gözüm kapalı öneririm ancak benim gibi distopya bağımlısıysanız pek de ihtiyacınız olabilecek bir seri değil.Çok merak ediyorsanız da tek kitabını alın benim gibi tüm seriyi okumayın.
Fark ettim ki yazım dili derin olmayan kitapları sevemiyorum,bu da o kitaplardan biri.Bazı alıntılar çok güzel ama sarmadı ya.Tabi bundan bir iki sene önce okusam favori serim olabilirdi ama büyüyoruz.
Kitapta yine en sevdiğim karakter Julian ama bu sefer listeye iki kişi daha eklendi.Jon ve Maven.Jon kâhin ve çok güzel konuşuyor.Maven zaten benim küçük çocuğum.Yaşadığı hiçbir şeyi hak etmedi bence.Düzelebilirdi biri onu düzeltebilirdi ama hayat bazen de böyle işte,kendimiz düzelmeliyiz başkasını beklemektense.
Cal'i 4 kitaptır sevemedim bir sevecek gibi oluyorum bor şey oluyor.O yüzden listemde yok.Ya aslında ben bu serideki tüm karakterleri çok severdim ama duygu betimlemesi yok.Bakın yer,mekan,kişi olmasın duygu olsun ya.Duygusuz olmuyor hiçbir kitap.Makale mi bunlar?Geleceğin yazarları size sesleniyorum.LÜTFEN DUYGU YAZIN.Bu duygu her şey olur hiç önemli değil.Put gibi karakter okumaktan bıktım ya.
Bir daha bu kadını okumam sanırım yani duygu betimlemesi
Savaş FırtınasıVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 2018755 okunma