"Bazen kendinizi düşmanca bir ortamda bulduğunuzda en iyi seçenek, şiddete meyilli bireye agresiflikte altta kalmayacağınızı göstermek, hatta bir adım üste çıkmaktır. Bir poker benzetmesi yapacak olursak onlar potu artırdığında sizin de artırınanız gerekir. Psikolojik üstünlüğü ele geçirdiğinizde, patronun kim olduğunu gösterdiğinizde ... ancak o zaman onları kontrol altına alabilirsiniz."
Evi kedilerce istila edilmiş, yatak odasında cinlerin bulunduğuna ve yolun karşısında oturan çiftin uzaylı olduğuna inanan, çaydanlık örtüsüne benzeyen şapkası ve büyük, sallanan küpeleriyle kristal küresine bakan teyze (şizo-tipal); takmış takıştırmış, marsık gibi yanmış halde dolaşan,
yaptırdığı botoksun yanında Mickey Rourke'un bile doğal kaldığı tip (narsist); ve bir keresinde eve çağırdığım, üç saatte bariyoyu temizlerneyi bitirememiş olan temizlikçi kadın
(takıntılı). (Kadına saatlik ücret veriyordum, dolayısıyla burada deli olan hangimiz karar veremiyorum.)
Müslümanlar, henüz kendi aralarında bu hak ve adaleti saplama seviyesine varamamışlardır. Çünkü Müslümanlar arasında çoğunlukla ağalar, şeyhler ve benzeri kişiler, Allah’ın rızasını değil, kişisel menfaatlerini ön planda tutmakta, dini duyguları da kendilerine malzeme olarak kullanmaktadırlar. Dolayısıyla Kur’an-ı Kerim’in istediği temiz siyaset, Müslümanların arasında sağlanamamaktadır.