Nedir bir mit? Ya da araştırma alanımız göz önüne alınırsa daha kesin bir soru: Bir Yunan miti nedir? Elbette bir anlatı. Ayrıca bu anlatıların nasıl oluştuklarını, nasıl yerleştiklerini, nasıl aktarılıp saklandıklarını da bilmek gerekiyordu. Oysa Yunan mitleri bize kadar yazılı metinler halinde ulaşmışlardı, ayrıca en eski mitler edebiyatın değişik türlerinde, destanda, şiirde, tragedyada, tarihte, hatta felsefede yer almaktaydı. Bu yapıtlarda da mitler, İlyada’yı, Odysseia’yı, Hesiodos’un Theogonia’sını saymazsak, dağınık, kopuk kopuktu; kimi kez de satır aralarındaki imalardan öteye geçmiyordu. Çok geç bir dönemde, miladi yılların başında bilginler bu dağınık, birbirinden az çok farklı gelenekleri toparlamışlar, Apollodoros’un bu konuda en büyük klasiklerden biri haline gelmiş derlemesinde, Bibliotheke’de olduğu gibi, kütüphane raflarına dizer gibi bir tek bütünce içinde birbiri ardına sıralayıp okura böylece sunmuşlardı. İşte Yunan mitolojisi denilen şey de böyle oluşmuştu.