Modernleşmesine form verecek olan bir burjuvazinin yokluğu ya da tersine, devlete hâkim olmuş bir burjuvazinin varlığı durumunda ‘sivil toplum’dan söz edilemeyeceğini öne süren görüşler vardır.
Uzun söze ne hacet! Modernleşmenin yolu Batılılaşmadan geçmiyor. Modernleşme önce kendi kendimizi anlamaktan, kendimizi geleneksel bağlarla ilişkili özneler olarak yeniden kurmaktan geçiyor.
Sivil toplumun özerk kurumlarına özgü işlere bulaşmak sonradan, geriye dönük olarak uygulanabilecek yaptırımlarla cezalandırma rizikosunu hep taşıyan bir riskti.
Türk modernleşmesi, 'logos'u dönüştüren Aydınlanmacı aklı temellük edememiş olmakla da malûldür. Bu malûliyet, aklın kritik bir akıl olarak değil, dogmatik bir akıl olarak anlaşılmasıyla ilişkilidir. Bizim Aydınlanmacılarımızın kritik, şüpheci ve özeleştirel akılyerine dogmatik ve Jakoben aklı temellük etmiş olmaları ilginçtir.