Bu romanı okurken en çok dikkatimi çeken şey, yazarın iddialı bir konuyu sakin bir dille anlatmayı tercih etmesi oldu. Göbeklitepe gibi hakkında çok şey söylenen, tartışılan bir mekânı merkeze alıp
İnsanı derinden etkileyen bir kitap olmuş Sihirbaz. Küçük bir kasabada gözleri görmeyen dedesiyle yaşayan saf ve iyi kalpli Aziz'in yolculuğunu okuyoruz birlikte. Henüz daha dünyanın kötü yüzüyle karşılaşmamış saf kalbi gördüğü Sihirbazın olağanüstü biri olduğuna inanmasını sağlıyor ve köylerindeki sirke gelen Sihirbazın gösterisi izler izlemez onun gibi olma hayaliyle yanıp tutuşuyor.
Fakat tıpkı sihirbazların tam da yapmaya çalıştığı gibi Aziz de onun o parlak ve ışıltılı haline aldanıyor. İşte hızır kıssası burada giriyor devreye... Aziz'e ve bizlere gerçeğin aslında görünenin arkasında yatan bambaşka yüzleri olabileceğini hatırlatarak..
Ben çok sevdim. Böyle gizem dolu ve kişisel gelişim temalı mistik hikayelerden hoşlananlar için tavsiyemdir. Keyifli okumalar.
Kitabı daha yeni bitirdim. Etkisinden kurtulamadım diyebilirim. Kitabı okuduktan sonra insan acaba burada yazılanlar gerçek mi demekten ve yaşamı sorgulamaktan kendini alamıyor. Okuduğum bazı bilim kurgu romanları çok ağır gelmişti. Bu kitabın dili oldukça sade ve akıcı. Uzun betimlemelerle insanı yormuyor.