Aşk ne güçlü, şu kalp ne kırılgan hâlbuki daha çocuktuk o zaman...
Şarkı sözü
Münacaat
Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti İsmet Özel
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende. Vakti vardıysa aşkın, onu beklemeliydi genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için halbuki aşk, başka ne olsundu hayatın mazereti.
Alıntı
Aşk ucuz değildir. Bu yüzden onu ucuzlatmaktan imtina edelim! Bencilliğimiz, korkaklığımız, dünya bilgimiz, aç gözlülüğümüz, bütün kötü özelliklerimiz, bunların hepsi bizi aşkı ciddiye almamamız için ikna ederler. Halbuki aşk ancak onu ciddiye aldığımızda bizi ödüllendirir. Carl Gustav Jung
“En sınırlı, en yapay, en sıradan ilişkilerde bile insanın mutlanması mümkündür; ancak bu, anlıktır ve etkisi, derinliğine değildir. Halbuki insanın mutluluk titreşimleri ile kesintisiz biçimde sarsılması pekala mümkündür. Bunun koşulu ise, öncelikle özgürlük bilincidir; bunu, ikili ilişki için düşünecek olursak, taraflar arası eşitlik, olmazsa olmaz bir koşuldur. Sürekli yaşayan, sürekli büyüyen, insana yeni tadlar kazandıran doruklaşmış sevgi (aşk), her türlü sorunu çözen sihirli bir durum değildir; ama her türlü sorunun çözümünde insanın kendini daha mücadeleci hissetmesi, enerjisini ve olanaklarını daha barışık biçimde sürece dahil etmesi için uygun bir maddi ve manevi zemindir.” Kadın, Sevgi ve Özgürlük Üzerine Değinmeler — Devrimci Hareket Yayınları, 5. Baskı, İstanbul, s. 52. (Basım yılı belirtilmemiştir.)
Alıntı
Sonsuz bir acı veya yok olmaya yüz tutmuş bir hazan yaprağı gibiyim bu gece... Rüzgarda savrulan bir yaprak gibi... Savunmasız, tek başına ve güçsüz... Karanlığın içinde yapayalnızım, Tanrının bütün gerçeklerine lanet etmiş bir kadın belki de... İçimde adını bildiğim ama kendime bile söylemek istemediğim bir yerim acıyor. Sanki söylersem; "bak burası benim yaram" dermiş gibi hissederim. Halbuki o yara, içimde kapanmayacak bir şeye dönüştü. İzi hep var olan, sürekli kendisini hatırlatan kanadıkça içimin acımasına neden olan; "o yara"... Hayatım boyunca, bir şeyler için çabaladım ve insan belli bir süreden sonra savaştığı şeye dönüşmeye başlıyor. Nereden geldiğim, kim olduğumun bir önemi yok aslında... Sadece, anlıyorsun ki, tutunmaya çalıştıkça, ellerin kanamış. Tam bu noktada diyorsun ki; Bazı acıların tarifi yoktur! Bazı vedalar sadece bir gidiş değildir. Bazı şarkılar susmaz ve bazı kitaplar yeniden okunur. Geriye tek bir şey kalır; "Hissettiğin hiçbir şey değişmez." Nereye gidersen git, ne yaparsan yap o seninle, hep içinde... ölene kadar, sonsuza denk! Masa saatim gecenin bir yarısı iki buçuğu gösteriyor, bir daha geri gelmeyecek bir zaman dilimi... İşte zaman şimdi durdu ve ben iki buçuk'ta takılı kaldım... — Özge` Bir şarkı ağlar mı peki? Ağlarmış... Bir şarkı acıyı bağıra bağıra hissettirir mi? Hissettirirmiş... •open.spotify.com/track/7nslkmIT0...youtu.be/tdhVRE-AcrI