Neydi ev sahiden ? Yeri geldiğinde tren kompartmanlarını, gemi kamaralarını, sokak banklarını, kaplumbağaların kabuklarını, ihtiyarların hatıralarını, çocukların umutlarını yuva yapan neydi ? Sığındığımız yer miydi yuva ? Gittiğimiz mi, terk ettiğimiz mi, döndüğümüz mü yoksa ?
Bir kadının her daim bir erkeğin korumasına ihtiyacı olduğunu dinleyerek büyümüşsen, geceleri sokakta peşine takılan manyakları ancak elindeki telefondan babanı aramış gibi yaparak püskürtebilmişsen, yalnızken rahatsız edildiğin barlarda yanında bir erkek varken ferah fahur oturabilmişsen, sonunda yanında bir erkek varken kendini daha güvende hisseden bir kadına dönüşüyorsun işte. Böyle hissettiğim için kendime yüklenmenin haksızlık olduğunu düşündüm. İçimden ben ne utanacağım diye tısladım, beni böyle korkutanlar utansın!