yazarın gazeteci olduğunu bilmediğim halde bu kitabında yeterince sezdim.insanlarla diyalog kurarken karakterin ne soracağını çok iyi biliyor.ben olsam gak-guk ederdim.
(spoiler)
kızıl nehirler ve bu kitabı düşününce bir potansiyel olarak düşüklük var.kızıl nehirler çok zirve bir kitap olduğu içinde olabilir :)orada merak unsuru tetik halindeydi.her sayfasında yeni bir olay patlak veriyordu.fakat bu kitapta leyleklerin ne amaca hizmet ettiğini çok önceden kapıyorsunuz.yine de en merak ettiğimiz iki olaydan birisi leyleklerin tam olayı,(yine de kırk yıl düşünsem aklıma gelmeyecek bir kurgu,altın madeni kaçakçıları olsun,kuryeleride leylekler olsun,cık yok yani benden çıkmaz.)diğeri de oğlanımızın geçmişi.
oğlanın geçmişine tam olarak inmiş sayılmayız.çok yüzeysel kalmış o açıdan.sadece cici anneden duyduklarımızı biliyoruz.flashbackler okumak isterdim.çılgın babanın kafa yapısı bana çok geçmedi,bir dahi nasıl böyle bir deliye evrildi,sınırları neden bu kadar zorladı,velhasıl ev hali nasıldı,karakterimiz baba figürünü nasıl görüyordu...çünkü böhm'ün amacı babaya düşman kesilmesini istemesiydi,bu açıdan bir wow oluyorsunuz ama ortada yine bir çatışma olmadı çünkü onların baba-oğul bağı yoktu.karakter sadece kötü bir adamı öldürmüş olacaktı,babasını değil...