Kendi deneyimlerimden söz ettiğimde Sabeth beni dinliyordu, ama tıpkı bir yaşlıyı dinler gibi dinliyordu: Sözü kesmeden, kibarca, inanmadan, heyecanlanmadan. Olsa olsa anlattıklarımı daha önce anlattığımı belirtmek için söze karışıyor ve söyleyeceklerimi tamamlıyordu. O zaman utanıyordum. Onun için önemli olan yalnız gelecekti, biraz da bugünle ilgiliydi, bütün gençler gibi. Güneşin altında yeni hiçbir şeyin olmadığı, her şeyin daha önce de var olduğu gerçeği, bizim bunlardan öğrendiklerimiz ya da öğrenebileceğimiz şeyler onu biraz olsun ilgilendirmiyordu. Sabeth'in gelecek hakkında ne düşündüğüne dikkat ettim, kendinin de bunu bilmediğini ama geleceğin ona sevinç verdiğini saptadım. Bense gelecekten, henüz bilmediğim, tanımadığım bir şeyi bekleyebilir miydim?
Satrancı çok severim çünkü saatlerce bir şey konuşmadan vakit geçer, karşısındaki konuşsa bile insan bunu dinlemek zorunda değildir. Satranca bakar insan, karşısındakiyle dostluk kurmaya isteksiz görünüp kendini bütün ciddiyetiyle oyuna vermesi saygısızlık sayılmaz.
Sadece güzel olmak yeterli miydi bir kadının var olması için toplumda? Elbette hayır. Kadının huyu da güzel olacaktı, uyumlu olacaktı. Sorun çıkarmayacak, mağduriyete uğrasa da sinirlenmeyecek, hanım hanım oturacak, etrafındaki erkeklere hizmet edecek ve bundan asla yakınmayacaktı. Ama bu da yetmezdi. Anne de olmalıydı. En önemli görevlerinden biriydi anne olmak, nasıl bir anne olması gerektiği de söylenecekti; çocuklarının sayısına, cinsiyetine kadar toplumun ondan beklentileri vardı.
Görüşlerinizi karşı görüşlere sahip insanların meydan okumasına açmazsanız, muhtemelen onları gerçekten savunamayacağınız "ölü dogmalar", önyargılar olarak kabul etmek durumunda kalırsınız.
Gerçekliğin daha ilk başta bir kurgu içinde oluştuğunu, gerçeklikten kurguyu çıkarmamız halinde gerçeğe ulaşmayacağımızı söyleyen Zizek, anlam veremediğimiz birçok olay karşısında, hayatın çelişkileriyle baş edebilmek için sürekli olarak kurgular yarattığımızı, çoğu zaman gerçek olarak düşündüğümüz şeylerin bütünlüğünü ve tutarlılığını ürettiğimiz kurgu ve fantazilerle sağladığımızı ekler. Ulaşınca tam olacağımızı hayal ettiğimiz şey bir kurgudur; velhasıl, ulaştığında hep bir eksik kalacaktır.