Okumak dönüştürmeli ve bir devrime dönüşmeli
Liseli yıllarımdan (2004-2009) itibaren devam ettirmeye çalıştığım okuma sürecimde en başta vardığım sonuç benim bana benimsetilmek için uğraşılan sağ-muhafazakar-milliyetçi dünya görüşüne ait olmadığımdı. Bunu ilk fark ettirense Soner Yalçın’ın kitaplarıydı. Beni içine koydukları matrix’te bir şeyler döndüğünü o zaman fark ettim. Üniversite yıllarımda ise politik İslamcılığın daha devrimci, anti-kapitalist, reformist kanadında durdum. Fakat ne zamanki daha akademik düzeyde sol dünya görüşünü okumaya, sosyalizmi, Türkiye emek hareketini incelemeye başladım işte o zaman kendimi buldum ! İşte o zaman ben buraya aitim diyebildim ! Keşke bu onurlu duruşa en başından ait olabilseydim ! Halen olabildiği kadar iştahla okumaya ve elimden geldiğince sendikam aracılığıyla sokaklarda özgürlük türküsü söylemeye devam ediyorum. Okumak bir dönüşümdür. Dönüşünün içinde bir dönüşüm. Kafka’nın Dönüşüm’ünde eğer dikkatli okuyabilirsek içinde yaşadığımız dünyaya geçirdiğimiz dönüşüm gibi !
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Bir of çekip Allah deriz, dünya susar biz söyleriz, diğerleri sadece sevebilir ama bizse uğruna ölebiliriz." bunu halen ezbere bilecek kadar yaşlandığımı fark ettim az evvel
=UMUT=
UMUDUM HALEN YANIMDA. FARKETMEK ACIYDI AMA GEREKLİYDİ....
Çöp Tenekelerine gitmeyin.
Üniversite giriş sınavlarına girecek olanlara; iki örgün bitirmiş, iki AÖF bitirmiş ve halen bir tane örgün de okuyan, aynı zamanda öğrenci yetiştirdiğim için naçizane tavsiyem, Türkiye’nin her anlamda saygın, akademik kadrosunda uluslarası makaleleri bol olan ve o camia da saygı gören akademisyenlerin olduğu üniversiteleri seçin. Kesinlikle sonradan açılan işletmelere gitmeyin. Oraları; sizler işsiz görünmeyin, gittiğiniz yerde tüketim ekonomisi gelişsin, eğlence sektörü oluşsun, inşaatlar dikilsin diye açıldı. Zaten oraya gidenler ölse dahi hiçbir zaman atanamayacak, zira KPSS ( kalkmazsa eğer) sizden lisede gördüğünüz temel dersleri istiyor. 120 sorudan en az 85 net yapmanız gerekecek ki sizler zaten o çöp işletmelerine üç beş soru çözüp girdiğiniz için asla ve asla yüksek net yapıp, atanamayacaksınız. Birkaç yıl dahi olsa gece gündüz ders çalışın, iyi bir üniversite ve aynı şekilde atanması olan ya da önü açık bölümleri seçin. Aksi halde o işletmelerde zaman öldüreceksiniz ve hiçbir zaman hayalini kurduğunuz hayatlara erişemeyeceksiniz. İster dinleyin, ister dinlemeyin, biz 60 üniversite varken 86 netle zar zor girmiştik ama neticesinde KPSS’de 90’lara yakın puanlar alarak atandık. Adam 4 Türkçe sorusu çözmüş, üçü yanlış biri doğru, bu aptal netlerle edebiyat bölümüne gitmiş. Bu dingil kendi Türkçe bilmezken hasbel kader formasyon alıp, Türkçe derslerine girecek ( geberse dahi atanamayacak o ayrı ama hadi oldu diyelim) Türkçe bilmeyen adamın Türkçe dersine girdiği aşağılık bir gelecek bekliyor bizi.
Zannedersem sizi çok ilgilendirmeyecek, ama büyüklerin sözüyle "Dinlemesini bilen en aptaldan bile bir şeyler öğrenebilir" cinsinden bir hadise anlatmak isterim... 6 senelik telefonumun ilk arıza çıkarmasıyla ön ve arka camını tamir ettirdim. Üzerine artık sekerat halinde olan pilini de değiştirdim. Kullanmaya başlayınca gördüm ki, pil yine şarj tutmuyor ve ekranın arkası yine kırılmış. Artık yeni bir telefon almak icap etti. Kendi kendimi "Oğlum sen zaten sürekli telefon merakı olan bir adam değilsin. Bi telefonu da 6 sene kullanabiliyorsan bu iyi bir süredir. Zaten içki, kumar, zina gibi kötü alışkanlıkların da yoksa artık sen iyi bir telefonu hak ediyorsun. O zaman bir telefon almak vaktin gelmiştir." diye motive eyledim. Tabi insan bir şey yapacaksa en büyük yardımcısı kendisi oluyor. Ama tabi bunu almak yada almamak bir mevzu değil, asıl mevzu benim kalbimde olandır. Onu da şöyle hissettim: Kızım bana dedi ki: "Baba telefon alacağın için heyecanlı mısın?" Evet heyecanlıydım. Lakin bir yanımda üzüntülü. Üzülme sebebim ise "Böyle ufacık şeyler için" heyecan yapmış olmamdan kaynaklanıyor. Yaşım bayağı büyüdü, tecrübem arttı, o kadar okuduk, daha çoğunu dinledik, nasihat edip nasihat aldık ama geldiğimiz noktada nefsimiz bir adım ileri atamamış. Kalbimiz halen olgunluğun kafasına erememiş. Yani bir şeyler büyümüşken en önemli şey olan kalbim yerinde halen çocuk olarak saymış. Buna üzülmeyeyim de neye üzüleyim... Tabi bunu çocuğum evladım elbette anlamamıştır. Ama siz anlayabilirsiniz. Siz de benim gibi eksikliğini -kalbin büyümemesi- hissedebilirsiniz diye yazıyorum. Peki bunları neden anlattım? Öylesine anlatmak istedim sadece. Nefsin beni nasıl çepeçevre kuşattığını görün, şeytanın benle nasıl oynadığını görün ve bunlardan ibret alın diye de olabilir. İşte dünya
İnsan ve Duygular