Çağımızın tedirgin insanı özgürlük ve onaylanma arasındaki çelişkiyi yoğun bir biçimde yaşıyor ve Tanrı'yla kurduğu ilişkiyi dahi, özgürlüğünü yitirme korkusu adına, daha pragmatik bir düzlemde inşa ediyor. Böylece maneviyat onun hayatını dönüştürmüyor, sadece ruh üşümesini bir yere kadar iyileştiriyor ve reel dünyanın kazanç ve faydalarından vazgeçmesi icap etmiyor. Bu 'light' maneviyat, bütün diğer tüketim nesneleri gibi, kişinin geçici bir süre için kullandıktan sonra buruşturup attığı basit bir tüketim nesnesine dönüşüyor ve insan kişiliğinde kalıcı bir etki bırakmıyor. Zahmete, oluş çabasına, çileye yaslanmayan bir arayış, sonuç itibarıyla, iyileştirmeye çalıştığı boşluğu büyütmekten öte bir anlam taşımıyor. Yunus'un Tapduk'un dergâhına kaç yıl odun taşıdığını 'light maneviyat ehli' unutmuş olmalı.