Kısa sürede okunabilecek çok tatlı bir hikaye. Tam bir yolculuk kitabı da denebilir. Bu kitabı alış hikayemi çok seviyorum. O yüzden burada da yazılı kalsın istiyorum. Çocuk Psikiyatri stajı alırken iki ders arası 1 saatlik boşluğumuz oluşmuştu, biz de kızlarla mini bir Süleymaniye turu yapalım dedik. O gün, o bir saati çok keyifli geçirdik ve bunun anısına Beyazıt'taki sahaftan üçümüz de bir şey alalım dedik. Sonra bir dükkanda hediye paketi kaplı kitaplar gördük. Paketlerin üstünde yalnızca kitapların içinden birer cümle alıntı vardı. İsmini dahi bilmediğimiz kitaplardan alıntılara bakarak birer tane seçtik. Bana da bu kitap çıkmıştı. Okumak ancak nasip oldu. Kitabı okurken aklıma "Anne with an E" dizisi geldi. O diziyi izlerken içimi kaplayan "tatlı hisler" bu kitapta da aynen vardı. Doğayla iç içe olmak, onca sıkıntı arasında kendini avutacak/ mutlu edecek şeyler bulabilmek, cesaretli ve kendinden emin olmak, iyi niyetli olmak ve iyi niyetin sonunun güzelliklere çıkması... Kitaptaki Veronique'in abisine duyduğu yoğun empati ve genel olarak hayata hep iyi tarafından bakış şekli okurken ara ara onu kendime benzetmeme neden oldu. İfrat-tefrit kavramlarını düşündürdü yine yeniden. Bi de köyümü özledim. Bu şimdi nerden çıktı demeyin, bana ansızın gelir böyle.