Gelelim ağaçlara. Burdakilerin çoğu yolunu şaşırmış ağaçlar.
-Ağaçlar yolunu nasıl şaşırır baba? Onlar yürümüyor ki?..
-Dünyada yaşarken her şey yürür. Ağaçlar bile. Bu yüzden yollarını şaşırırlar. Yenidünya, nar, yabanmersini kim bilir hangi uzun yazların topraklarından gelip şu güngörmüş çamın yanına düştüler.
Hayatta hemen her şeyi anlamayı o şeyi sevmeye borçluyuz gibime geliyor artık. Ben de bu küçük şehri anlamayışımı sevmeyişime borçlu olduğumu, sevmeye başlayınca nasıl hızla anladığımı fark ederek idrak ettim.
Çocuğun eğitimini, bazı mercilere ihale etmek, çocuğumuzu hakikatli bir eğitimden mahrum kılmayı doğuruyor. Çocuğun, evin içinde tesis edilmiş bir iklim içinde nefes alıp vermesi lazım. Çocuğun, ebeveynini bu iklim içinde gözlemlemesi, onlarla birlikte bu iklimin bir parçası olması icap ediyor.
Bir çocuğun gözünde din, dindar büyüklerinde temsilini buluyor. Hatta peygamber ve Allah bile. Bir insanın dinini, peygamberini ve Tanrı'sını şahsileştirmesi, onlarla arasında baba ve annesine ihtiyaç duymadan bir ilişki gerçekleştirebilmesi ancak gençlik çağlarında mümkün oluyor.