İhsan Süreyya hocamız kitap boyunca resmen "Tefekkür nedir, nasıl yapılır?" bana göstermiş oldu. Doğaya her baktığımda kendimce tefekkür edecek şeyler bulurum. Ama hocamızın tefekkürü bambaşka bir seviyedeydi.
Tarihsel olarak zeminini bildiği dağlara gidip orada bu tarihi daha da içselleştirip geçmişten günümüze bir bağ kurup üstüne ders çıkarıp sonunu da bir duaya bağlayarak bitirmek.. Ne diyeyim tefekkürün de böylesine ulaşabilmek ümidiyle..
--
Kitap boyunca birçok çarpıcı cümle vardı elbet ama altını çizmemiştim. Son bölümden bir alıntı yapmak isterim yine de.
Şehid İmam Abdullah Harun'a ait bir söz;
Justice Before Peace!
(Önce adalet, sonra barış!)