Ben böyleyim işte efendim. Kırıntı taşımak yerine kırıntının anlamını sorgularım. Bu yüzden ne bir eu kurabildim ne de hayatımı toparlayabildim. Sadece düşündüm. Ve öğrendim ki dil dediğimiz şey yaşamın kendisiymiş. Hayatımızı kelimelere emanet etmişiz. Bazılarımızın yaşamı bu yüzden da-ğunık. Kelimeleri toparlayamıyorlar çünkü. Ben de bu ihtiyaca binaen Hâlfabe'yi yazdım işte. Duygu sözlüğü. Çünkü mevcut kelimelerle anlatılamayan bir hayatım vardı. Gülümseyerek söylediğim "iyiyim" kelimesinin içinde koca bir "dayanamıyorum" yatıyordu fakat kimse görmüyordu.
İnsan hâl ile yükselir .
İnsan hâl'in kelimelere, kelimelerin hâl'e bürünmesi ile dönüşür.
Hani bir cümle vardır.
'Sesini değil kelimelerini yükselt'
Ne güzel cümle ifadenin en kaba şekli yükselen ses, merkeble eş değer tutulur yüksek ses.
'Zıtlıklar insanı Kemal'e erdirmek için hayata konulmuş işaretli levhalardır.'
Geceler gece olarak kalmaz.
Tufan bile dindi ise gökyüzü ruhumuza yönelmiş çatlak kaşını elbet indirir.
Bütün bunların hepsi ilahi bir uyumu remzeder.
Öyleyse insan, yola revan olmaktan beri durmamalıdır.
Varlığını anlamlandırmak için yürümeye devam etmelidir. İnsan kalbinin ritmine ruhunu uydurmalı ki seyyal devam etsin.