Çukurovaya bir boz duman çökmüştü. Tüten, ağır, ipiltili bir ışık dumanına batmıştı Çukurova. Anavarza kayalıkları dumanlı, ışıklı bir ipiltiydi. Tütüyordu. Ceyhan ırmağı sıcak, yalp yalp eden erimiş, ışığa kesmiş, tüten, alttan akan, durmuş bir gümüş suyuna benziyordu. Sıcağın altında terlemiş, terledikçe gece sineklerin yediği yerlerin yarası yanan ırgatlar, ağır, kıpırtısız.
Her seher, insanlar ne kadar kötü durumda olurlarsa olsunlar, seherde uyanırlarsa, uyandıklarında yüzlerini serin seher yeli yalarsa içlerini tarifsiz bir sevinç doldurur, yeniden dünyaya gelmiş gibi olurlar.
Âşık türkü söylüyor. Çok eski, binlerce yıllık bir kahır türküsü. Toprak kadar eski.. Alacakaranlıkta toprak, pamuk öbekleri, tarlalar, yıldıza kesmiş durgun Ceyhan suyu ağarıyor. Bir hoş, bir büyülü dünya..