Halil İbrahim

Halil İbrahim
@halil_17
Sınıf Öğretmeni
Ankara - Çanakkale
937 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
"Dedem Karacaoğlana merhaba, Çukurun cehenneminden, boğan sıcağından, parçalayan sineğinden merhaba! Soğuk sulu pınarlara, ala çamlı yaylalara, merhaba!"
Sayfa 108
Reklam
Çukurovaya bir boz duman çökmüştü. Tüten, ağır, ipiltili bir ışık dumanına batmıştı Çukurova. Anavarza kayalıkları dumanlı, ışıklı bir ipiltiydi. Tütüyordu. Ceyhan ırmağı sıcak, yalp yalp eden erimiş, ışığa kesmiş, tüten, alttan akan, durmuş bir gümüş suyuna benziyordu. Sıcağın altında terlemiş, terledikçe gece sineklerin yediği yerlerin yarası yanan ırgatlar, ağır, kıpırtısız.
Sayfa 105
Her seher, insanlar ne kadar kötü durumda olurlarsa olsunlar, seherde uyanırlarsa, uyandıklarında yüzlerini serin seher yeli yalarsa içlerini tarifsiz bir sevinç doldurur, yeniden dünyaya gelmiş gibi olurlar.
Sayfa 90
Âşık türkü söylüyor. Çok eski, binlerce yıllık bir kahır türküsü. Toprak kadar eski.. Alacakaranlıkta toprak, pamuk öbekleri, tarlalar, yıldıza kesmiş durgun Ceyhan suyu ağarıyor. Bir hoş, bir büyülü dünya..
Sayfa 87
"O benim yoldaşımdı, haldaşım, gönüldeşimdi. Yalnız kaldım işte, kuyunun dibindeki taş gibi. Yalnız kaldım, yalnız."
Sayfa 73
Reklam