Doğru olan bir şeyin kötü, iyi olan bir şeyin çirkin olması muhaldir. Adaletle davranmak ve haksızlığa karşı çıkmak aynı anda hem doğru, hem iyi, hem de güzel bir eylemdir. Rasyonellik adına kötü ve çirkin bir eylemde bulunmak, en yalın ifâdesiyle tutarsızlıktır. Verimliliği ve kârı arttırmak için emeği sömürmek, kapitalist ve araçsal akıl açısından doğru bir politika olarak takdim edilir ama akıl, ahlâk ve estetik değerler açısından bir hataya kusura, suça ve çirkinliğe tekâbül eder. Dolayısıyla iyi, doğru ve güzel kavramları bir bütündür ve bunları birbirinden ayırmak mümkün değildir. Erdemli bir tefekkür ve yaşam biçiminin temel unsurlarından biri de bu bütünlüğü esas alan bir zihin ve davranış yapısına sahip olmaktır.
Akıl ve erdem ile donatılmış birinci sınıf bir zihin ve sağlam bir irade, Kur'ân'ın "fücur" adını verdiği kötücül duyguları ve eğilimleri de kontrol altına alır ve insanın aklen ve duygusal olarak olgun ve dingin bir hayat yaşamasını sağlar. Aklî olgunluk ve dinginlik, insana ruhî sükûnet ve mânevî güzellik verir.
Aklın yetkinliği sâdece rasyonel argümanlarla hareket etmesinde değil, aynı zamanda kötücül duygu ve düşüncelerine karşı sağlam bir iradeye sahip olmasında kendini gösterir. Akıl, kendinden daha aşağı mertebede olan bir şey tarafından rahatsız edilebiliyorsa, kemâl yolunda alması gereken daha çok mesafe var demektir.