Buna karşıt olarak Marksistler, devrimin ancak nesnel toplumsal ve ekonomik ön koşullar varsa başarılı olabileceğini, yani devrimin ''ihraç'' edilemeyeceğini savunurlar ve her ne kadar devrimde bilinç ve irade etmeninin oynadığı rol büyükse de, eğer gerçek ekonomik bir temel yoksa herhangi bir devrimci hareket salt bir serüvene dönüşebilir.
Kısacası ilkel insanın bilincini belirleyen, soyut düşünceler geliştirebilme, öze ilişkin olanla olmayanı birbirinden ayırt edebilme yeteneğinden yoksun olması ve duyguların akla üstün gelmesidir.