"Benim düşündüklerim anlaşıldıktan sonra bütün Türk milletini, bilhassa Türk münevverlerini vicdani ve fikrî mülahazaya davet etmek isterim. "Hatırat" diye naklettiğim bu hikâyelerin zamanımıza kadar birtakım kimselerin neşretmek sevdasına kapıldıkları cinsten olduğunu zannetmezsiniz. Eğer ben bu hakikatleri size söylüyorsam ve milletimize anlatıyorsam, elbette bundan büsbütün başka bir maksadım vardır. Bu maksat ne olabilir? Bunu ben burada izah edemem. Fakat tasavvurlarımı, düşüncelerimi, samimi olarak nakleden bu yazılar okunduktan sonra milletimin kendi kendine doğru hükmü vereceğine şüphe etmem.''
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şu ve bu yolda birtakım kuş beyinli kimselere kendinizi beğendirmek hevesine düşmeyiniz. Bunun hiçbir kıymeti ve ehemmiyeti yoktur. Siz içinde bulunduğunuz vaziyeti tetkik ediniz. En başta biraz feragat sahibi olmak lazımdır. Şunun bunun pöhpöhünden kuvvet almaya tenezzül etmeyiniz. Büyüklük odur ki hiç kimseye eğilmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için hakiki mefkûre ne ise onu görecek, o hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, asla irkilmeyeceksin. Önüne sayısız engeller yığacaklardır. Kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse bunu diyenlere güleceksin!
İçimden diyordum ki bir adam ki büyük olmaktan bahseder, benim hoşuma gitmez. Bir adam ki memleketi kurtarmak için evvela büyük adam olmak lazımdır, der ve bunun için bir de örnek seçer, onun gibi olmayınca memleketin kurtulamayacağı kanaatinde bulunur, bu bir adam değildir.
"Ben harbin müttefiklerimiz için iyi netice vereceğine inanmıyordum. Fakat emrivakiden sonra bulunduğum cephelerde harbi muvaffakiyete ulaştırmaya çalıştım. Başka cephelerde ise sanki aksine müsabaka vardı. Başkumandan vekili her hareketinde bir ordu mahvederdi. Sarıkamış'ta olduğu gibi... O ve arkadaşları zaten daha evvel Türk milletini ve ordusunu tabii olmayan bir vaziyete sokmuşlardı. Bu vaziyet, ordunun ecnebi bir askerî heyet eline teslim edilmesi idi.