Halil Uludağ

Yakup Şevki (Sübaşı) Paşa'nın kıtalarının Afyon kesiminde olanları 28 Ağustos'u hiç çatışmaya girmeden yürüyüşle geçirmiş, 41nci Tümen ise gün boyu düşmanla muharebe etmiştir. Çoğu kesimde tel örgü engellerine kadar gelişen taarruzlar sonuca ulaşamamış, Yunan mevzileri ele geçirilememiştir. Bununla birlikte zayiat da fazladır. Özellikle 16ncu Alayın yaralılarını taşıyan kola Yunanların görerek ve bilerek ateş açması sonucu pek çok yaralı şehit olmuştur. Belli ki Yunan III. Kolordusu da çekilmeye çalışmaktadır. Tıpkı I. ve II. kolorduları gibi. Ama asker gibi değil!
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir felaketi de Olucak köyü yaşar. Çatışmadan sonra batıya doğru çekilmeye devam eden Yunan 9. Tümeni, kadın ve çocuklar dahil, köyde bulduğu herkesi bir eve toplayarak yakar. Yunanlar Türk'ün öfke biriktirmesi için elinden geleni yapmaktadır.
Miralay Reşat Çiğiltepe...
Kolordu Komutanından, hatta Başkomutandan gelen telefonlarda Çiğiltepe'nin bir an önce alınması ve Sincanlı Ovası'na hakim bir duruma gelinmesi emredilmektedir. O buhran anında Miralay Reşat (Çiğiltepe) Bey'in tümen idare noktasından gördüğü şudur; sağındaki direnekler birer birer ele geçirilmiş, düşmanın cephesi yarılmıştır. Ahır Dağı'nı aşarak cephe gerisine inen Süvari Kolordusu ise cephesini kuzeye ve batıya çevirerek Yunanların çekilme yollarını kapatmaya çalışmaktadır. Destek vermesi gereken süvari tümeni Kırka'daki düşman direnişini kıramamış, Çiğiltepe kuzeyinden taarruza katılma imkânı bulamamıştır. Sağ kanadındaki 14ncü Tümen henüz Kızkulesi direneğini ele geçiremediğinden yan ateş desteği sağlayamamakta, topçu ateşi de yetersiz kalmaktadır. Tümeni her geçen dakika erimekte, ama sonuç alamamaktadır. Hayatı ateşin içinde geçmiş, cepheden cepheye dolaşmış tecrübeli komutan kendisini Türk'ün zafere giden yolunda engel olarak görür ve kendince bu engeli ortadan kaldırır. Geride kısacık bir veda mektubu bırakmıştır: "Muvaffakiyetsizlik beni hayatımdan bizar etti."
'Deli' Halit Bey Tuzağı
Başkomutan bu zekice hamlelerle en az on Yunan alayını savaş dışı bırakmış olur. Düşmanın zaten toplam 12 tümeni ve on müstakil alayı olduğu (toplam 46 piyade alayı) düşünüldüğünde, bunun neredeyse dörtte birini tek kurşun atmadan, aklıyla bertaraf etmiştir. Sarışın Kurt'un İzmit gezisi herkes için mesajlarla doludur; İngilizlere, Yunanlara, Fransızlara ve 'Deli' Halit Bey'e. Mesajların hepsi de yerine ulaşmıştır. Miralay 'Deli' Halit Bey de Gazi Paşa'nın ona gösterdiği bu teveccühün hakkını iki buçuk ay sonra fazlasıyla verecektir.
"İşte bu zaafları aylarca çalıştık. Bu savunma düzenine göre taarruzumuzun ilerleyen evrelerinde Yunanların atabilecekleri her adımı tek tek tartıştık ve bunlara göre planlarımızı hazırladık." İsmet Paşa, kayalıklardaki adam! Sonra Mehmet Sabri (Artuç) Bey etrafa göz gezdirir. Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Paşa, Miralay Asım Bey... Duruşlarında, bakışlarında, yürüyüşlerinde gurur, mutluluk, özgüven vardır. Bir tek şeyi göremez hiçbirinde: Kaygı! Onu da HacıAnestis'e bırakmışlardır..