Yunan esirleri gören kadınların önce homurtuları, sonra ise öfkeli sesleri giderek yükselmeye başlar. Köyün kadınları esirlerin kendilerine verilmesini istemektedir. Tepki ve isyan büyüyünce Ahmet Zeki (Soydemir) Bey kalabalığı "Bize itimadınız yok mu? Türk kadını böyle pis canavarların kanı ile ellerini kirletmesin" sözleriyle sakinleştirmeye çalışı. O sırada kalabalığı yararak yaşlıca bir kadın öne çıkar. Aniden entarisini sıyırır. Bacaklarının arası parçalanmış, kan içindedir. Bir gün önce Manisa'dan çekilen Yunan jandarmasının 17 yaşındaki kızını kaçırdığını, mâni olmak için ona sarıldığında kendisini de bu hâle getirdiklerini ağlayarak anlatır. Sitemkâr şekilde "ne yaparsanız yapın" diyerek yine göz yaşları içinde geldiği yönde uzaklaşacakken yere yığılır kalır.
Ahmet Zeki Bey de, zabitler de, tümen efradı da mahvolmuştur. 2nci Süvari Tümeni'nin dağılmış hâldeki komutanı, başı omuzlarına ağır gelirmişçesine yerde, karargâh subayına kaçamak bir bakışla esirleri işaret eder. Emrin söze dökülmesine bile gerek kalmaz. Muhafızlar yanlarındaki 40 kadar esirle kadınların arasından çekilirler.
Ellerinde orak ve bıçaklar, gözleri alev alev, üç buçuk yıl boyunca zulmedilmiş Türk kadını...
İntikamın vücut bulmuş haliyle zalim arasında hiçbir engel kalmaz. Gazi Paşa'nın Hayalet Süvarileri ise, gerçek hayaletler gibi, toz ve sisin içinde gözden kaybolurlar.