Çok garip, bu olağanüstü gece beni ansızın nelerle yüzleştirmiş, geçmişimin en karanlık yanlarının, en gizli dürtülerimin şimdi apaçık karşımda durur biçimde nasıl da kapalı kalmış benliğimi birdenbire ortaya çıkarmıştı!
...akan, yansıyan sular gibi hiçbir şeyin tutsağı olmadan, hiçbir yerde köklenmeden, kayıp gidiyordum ve bu soğukluğun ölüme, cesede benzer bir yanının olduğunu çok iyi biliyordum...
"O zamanlar bazı yarı bilinçli hallerimde içimde uyanan şey arzuların kendisinden ziyade, arzulamayı arzulamaktı; daha güçlü, daha asi, daha hırslı, daha doyumsuz istek duyma, daha yoğun yaşama, belki de acı çekme isteğiydi. Varlığımdaki bütün çelişkileri fazlasıyla mantıklı bir yöntemle devre dışı bırakmıştım ve bu çelişkilerin eksikliği canlılığımı tüketiyordu. İstemelerimin gittikçe zayıflayarak azaldığını, duygularıma bir tür donukluğun hakim olduğunu fark ediyordum; bu durum belki de şu şekilde daha iyi ifade edilebilir, bir tür ruhsal iktidarsızlığa ve yaşamı tutkuyla sahiplenme beceriksizliğine düşmüştüm."