Çalışmak için uygun gün ve saat bekleme. Bil ki her gün ve her saat çalışmanın en uygun zamanıdır. Çalışmak için uygun yer ve köşe arama. Bil ki her yer ve köşe çalışmanın en uygun yeridir..
İnsan için mevki, servet ve şöhret gaye değildir. Gaye olan mutluluktur. Mutluluğun şartı ise insanın kendi içi ile uyumlu yaşamasıdır. Beni dinle! İçinle, işin ve mesleğin uyumlu olsun. Huzur ve mutluluk bundadır..
Sana senden yakın kimse yoktur. Kendini kendin bil ve tanı; işini ve mesleğini kendine göre seç. Ta ki o iş üzerinde severek çalışabilesin. İnsanın sevmediği ve içinin almadığı bir iş ve meslekte şu veya bu sebeple çalışmaya mecbur olması kadar üzüntülü bir hayat düşünemem. Böyle bir insan, işinin sahibi değil; esiri olarak çalışmaya ve yaşamaya mahkum demektir. Çalışmanın bu türlüsü ise tıpkı esir çalışması gibi hem kişi ve hem halk için gerçek fayda ve verimden mahrumdur. Ne mutlu o insana ki serbestçe seçtiği meslekte severek çalışır. Severek çalışan yorulup yıpranmaz. Ne ceza ve ne ödül kamçısı beklemez. Başkasının işini, mesleğini ve başarısını kıskanıp içini yemez. Her gün işinde biraz daha ilerler. İlerledikçe de işine sevgisi artar ve daha çok çalışır. Bundan da hem kendisi, hem millet ve hem de insanlık için iyilik ve mutluluk doğar..
Terbiye ve nefis mücadelesi, değişmez kötü huyların, kötü yetenek ve eğilimlerin zinciridir. Hele dini terbiyenin ve Allah sevgisinin huy ve ahlak üzerindeki paha biçilmez etkisine tecrübe ve gözlemlerim arttıkça daha kuvvetli inanıyorum. Allah duygusundan ve sevgisinden uzak bir terbiye yalnız fayda ve çıkar düşüncesine dayanır. Fakat din terbiyesi gönüllü, karşılıksız ve yücedir. Bu terbiye insanı yükseltir, iyiliği ve adaleti hiçbir çıkar düşüncesine saplanmadan sevdirir..