Çocukların değil, yetişkin çocukların okuması gereken şaheser.. Kitabı aşırı beğendim zaten bitirince hemen tekrar başa alıp tekrar okudum her okuyuşta insan yeni bir ayrıntı farkediyor. İncecik kitap olmasına rağmen onlarca altını çizdiğim alıntılar var. Her bir cümle insanı yeniden düşündürüyor. Yeniden hayatı, insanları sorgulatıyor. Kendi gezegeninden ayrılıp başka gezegenlere keşfe çıkan küçük prensimiz son durağı olarak yolunu dünyaya çeviriyor. Sahra çölüne düşen küçük prens orda uçağının motoru bozulan pilot ile karşılaşır. Çölde yaşadığı arkadaşlık kurduğu olayları zamanla pilota anlatır. Arkadaşı tilkiyi, kendi gezegenindeki gülünü, volkanlarını, baop bitkilerini, gezdiği gezegenlerdeki kralı, ciddi adamı, kendini beğenmiş adamı, susuzluk giderici hap satan adamı, sokak lamba bekçisinden bahseder. Tilkiyle, gülüyle bağ kurduğu gibi pilot ile de bağ kurar. Yazarımız zaten ne demiş ömür boyu sorumlusun bağ kurduğun her şeyden... Küçük Prensin ana fikri insanların büyüdükçe hayal güçlerini yitirmesi, çocukların geniş dünyaları olduğu ama büyüklerin onları düşünmediği. Sonuçta büyükler sayıları seven insanlar onlar hayal gücünden ne anlasınlar. Her şeyin özü sevgiden, hayal gücünden geçtiğini anlatır. Her zaman öze odaklanacaksın ne dediğinden ziyade ne yaptığına bakacaksın ee ne demişler " Öz, göze görünmez.." Yazarımızında dediği gibi eğer yolunuz Afrika'ya çöle düşerse hele o çölde bir yıldız varsa acele etmeyin biraz bekleyin orda. Yanınıza altın saçlı bir çocuk gelir de size soru sorup, sizin sorduğunuz sorulara cevap vermiyorsa ve sizden bir koyun çizmesini isterse onu sevgiyle kucaklayın. Onu hepimiz tanıyoruz o bizim Küçük Prens'imiz. Orası Küçük Prens'in dünayaya geldiği yer. Eğer birgün gelirse bizede haber vermeyi unutmayın..Her gece yıldızlara bakın