"Evet, bayım," dedi zenci. "Âdet böyle. Senede iki defa kıyafet diye bize sadece iki bez don verirler. Şeker fabrikasında çalışırken parmağımızı değirmen taşına kaptırırsak elimizi, kaçmaya kalkışırsak da bacağımızı keserler. Ben her iki duruma da düştüm. Sizin Avrupa'da yediğiniz şekerin bedeli işte bu.”