Kuzey Toprakları'ndaki bir kurdun, yerli bir hayata alışmasının hikayesi.
Beyaz Diş... Yazar; okuyucunun, kurtla birlikte yaşamasına, yorulup acıkmasına, korkmasına, heyecanlanmasına, üşümesine; onunla birlikte aynı duyguları paylaşmasına izin veren, daha doğrusu üstün anlatım becerisiyle bunu sağlayan bir dil kullanıyor.
Pek çok insânî duyguyu bir arada yaşama olanağı sunuluyor romanda.
TEK KELİMEYLE MUHTEŞEM. İkinci kez okuyuşum, aynı heyecanı yaşadım.
----Spoiler içerir---
BUNU YAZMAK ZORUNDAYIM, dileyen okur, istemeyen okumaz.
Vahşetin Çağrısı romanındaki Buck'ın hikayesinin, tam olarak tersten başlayan şekli.
O romanda bir köpek, içindeki kurdun açığa çıkmasını sağlayan bir maceraya atılıyor. Bu romanda ise, yarı köpek bir kurdun, evcil bir hayata doğru akan hayat hikayesini adım adım işliyor. Her iki romanda, doğası gereği, benzer tablolar var, ama, köpek dövüşleri ve özellikle de buldogla karşılaşıp kurtarılması olayı, her iki romanda da aynı olmuş. Yazar, neden bu yolu tercih etti, başka bir olay örgüsü takip edemez miydi, bunu bilemeyiz.