#299772782
Kitabı okuyanlar bilir; bu cümleyi kuran karakter dünyadan izole, kapalı bir yerde yaşıyor ve dışarıyla kurabildiği tek sağlıklı bağlantı ona gelen mektuplar. Bu cümlede durakladım ve uzun zamandır gözlemlediğim 1000kitap ortamını düşündüm.
Burada kabaca iki tayfa var. Bir tarafta genç, eğlence arayan, kitapla pek derdi olmayan, platformu bir nevi sosyal medya gibi kullanan, bazen de trollerle ortamı sulandıran bir kitle. Diğer yanda ise burayı asıl var oluş sebebi olan kitaplar için kullanan, kendi halinde ve bu ilk gruba ciddi tepki gösteren tayfa.
Şimdiye kadar bu tepkili gruba ben de pek ses etmedim. İsteyen istediği gibi kullansın, herkesin kendi tercihi deyip geçiyordum. Ama Murakami'nin o cümlesi taşları yerine oturttuğunda meseleyi daha iyi kavradım.
Kitaplarla bu kadar derin bağ kuran o kitle, tıpkı romandaki karakter gibi aslında kendi hayatlarında bir nevi yalnızlık veya yalıtılmışlık içindeler. Belki gerçek dünyayla aralarına koydukları bir mesafe var ve 1000kitap, onların o dünyayla kurduğu en güvenli bağ. Onların dışarıdan aldıkları "mektup" burası.
Haliyle, o eğlence arayan kalabalık bu alanı kendi geyikleriyle sulandırdığında, sadece bir web sitesinin kalitesi düşmüyor; o izole insanların sığındığı, belki de nefes aldığı o tek güvenli alan işgal ediliyor. O gösterdikleri sert tepkinin, bazen orantısız görünen o öfkenin altında yatan şey aslında bu sığınağın bozulmasına duydukları haklı kaygı. Dünyayla kurdukları o ince bağın zedelenmesinden korkuyorlar.
Ortada çözülmesi gereken bir problem ya da benim sunacağım bir reçete yok. Sadece o öfkeli tayfayı artık çok daha iyi anladığımı söylemek istedim.
İmkansızın Şarkısı - Haruki Murakami
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Türkiye'de izleyebildiğim kadarıyla, gençler arasında psikopatik arsızlık ve acımasızlık tırmanıyor ve erkekliğin kitabı antisosyalliğin, zalimliğin, kan dökücülüğün kitabına uydurularak yeniden yazılıyor. Vahşi hayvanlar gibi, en çok can acıtanın "en erkek" sayıldığı bir cangılda mı yaşayacağız?
Bazı şeyleri affetmek ahlaksızlıktır. Öyle olaylar var ki onları affetmeye hakkın yok.
"Ne istiyorsun peki? Cezalandırılmalarını mı?"
"Hayır. Utanmalarını istiyorum."
Sünni Müslümanlarla Şii Müslümanlar arasındaki kin ve nefret o derecede idi ki, kendi Müslüman kardeşine karşı Hristiyanları savaş için davet edebiliyorlardı.