Kitabı anlatım yönünden, verilen emek açısından beğendiğim; yoksa içerik/işlenen konu, ele alınan durumun vahameti, ortaya konulan tablonun korkunçluğu insanın uykusunu kaçıracak kadar iğrenç. Medeni Ingiltere'nin, akla hayale gelmeyecek kadar sefil ortamı, insanların adeta birer hayvana dönüştürülmesi, domuzlar gibi yaşamaya mahkum edilmesi, insanın tüylerini ürperiyor.
Jack London, Londra'nın Doğu Yakası'na, eski püskü elbiseler giyip gitmiş, onlar gibi bir hayat sürerek oradaki insanların sefaletini gözlemleyerek roman ve rapor karışımı bir kitap yazmış. Kitapta abartı olmadığı gibi, şahit olduğu durumu kelimelere dökünce bir çok kısmını da yansıtamamış. Olay, yansıtılandan daha perişan.
5, 6 m2'lik odalarda, bazen on kişiye kadar kalan aile veya bir kaç farklı kiracı; yemek orada pişiyor, çamaşır orada yıkanıp kurutuluyor , banyo zaten yok, her taraf haşerat kaynıyor, tuvalet neresi belli değil, bazen bir öğün bazen iki günde bir ne idüğü belirsiz yiyecekler,; barınak imkanı olmayan 35 000 kişi gece sabaha kadar sokaklarda, ama polis uyumalarına izin vermiyor, zombi gibi dolaşıp duruyorlar, yağmur, soğuk, açlık akıl.almaz boyutta. Bebeklerin yüzde elli beşi, beş yaşına gelmeden ölüyor. Evsizlerin kalacağı sınırlı sosyal mekanlar ama hapishaneden daha berbat. Gece uyumak suç, dilenmek suç, hatta intihar etmek suç, eğer intihardan başarılı olamazsa bir kişi, yandı.
Daha bir çok detay kitapta gözleme ve istatistiklere dayanılarak anlatılmış. Jack London'ın kendi sözü: "Başka hiçbir kitabım için yoksulların ekonomik açıdan aşağılanmasını inceleyen 'Uçurum İnsanları' kadar kalp ağrısı çekip gözyaşı dökmedim."