Rusya'nın uzak kuş uçmaz, kervan geçmez bir kasabasında, hapishaneden farksız bir hastane ve bu hastanenin Altıncı Koğuş denilen beş akıl hastasının yattığı iğrenç koğuş.
Faklı toplumsal statülerden kişilerin ve kişiliklerin, ruh halleri, beklentileri, nasıl delirdikleri, gördükleri muamele , hiç bir yere çıkmayan bir kısırdöngünün insanları nasıl yuttuğu...
Yazar, hiç mi hiç zorlanmamış. Daha önce oyun kitabını okuduğum yazardan, bu denli duygusal, realist, bir o kadar da felsefik bir eser beklemiyordum doğrusu.
Adalet ve merhamet, vicdan, empati gibi kavramlara ciddi dokunuşlar yapmış; hayatın ve ölümün insandan ve insanın hayat ve ölümden ne beklediğine dair ciddi bir felsefe ortaya koymuş. Her akıllıda delirme potansiyeli olduğunu görmemek mümkün değil. Zor olan, akıllı olup da deli muamelesi görmek, kendini akıllı sanan aptallara katlanmak.
Kitap tam bir şaheser.