Proletar işçi sınıfının içinden çıkan, burjuvazinin vitrinlik, bayağı mutluluğuna ilgi duyan, idealindeki aşka ulaşmak ve o aşkı elde etmek için çok, hatta kendini mahvedecek kadar çok çalışan, ama bunun ve tüm çevresindeki cereyan eden olayların anlamsızlığını görerek yaşama nedenini kaybeden Martin Eden karakteri, toplumsal ve psikolojik pek çok olayı bir araya getirmiş; pek çok felsefeden, edebiyat kişiliklerinden alınan alıntıları ustalıkla harmanlamış bir klasiktir.
Yalnız, Jack London'un, Ruth karakterindeki, burjuvazi bir ailenin kızına son süreçte biçtiği rol, hiç uygun düşmemiş, bu karakteri bu kadar pespaye bir kuklaya çevirmesini, şahsen hoş karşılamadım.
Roman, Jack London 'un zirve eseri olarak literatüre girmiştir.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Kalabalıklar, Kara-balıklar, Kaba-balıklar
Sırılsıklam yalnızım
Ne güzelmiş yalnızlıkta ıslanmak.
Ruhumun piranhaları kalabalıklar.
Kara kara,
kaba kaba, kalabalıklar.
Kalabalıklar, piranha gibi balıklar.
İliklerime kadar ıslanmak,
titremek yalnızlıkta.
Kendime gelmek yalnız bir karanlıkta.
Haydi kaçalım
şu kalabalıktan
kendimizden
gölgemizden.
Girelim bir ağaç kökünden,
bakalım toprağın aslına
uzanalım yaratılışa
o ilk âna. Saf,
bozulmamış henüz.
Haydi göğe çıkalım,
kanat çırpalım umarsızca
ya uçarız gönlümüzce
ya da düşeriz korkusuzca.
Yaşarken ölmektense,
ölürken yaşarız belki.
Ruth da hemen cevap vermedi. Bu aksayan, yontulmamış cümlelerin aktardığı basit düşüncelerle gencin yüzünde gördüğü ifadeyi bağdaş- tırmaya çalışıyordu henüz. Hayatta bundan daha büyük bir güç ortaya koyan gözlere baktığı olmamıştı. Karşısındaki adam her şeyi yapabilirdi, o gözlerde okuduğu buydu ama bu mesaj, Martin'in dilinde ifade bulan düşünce zayıflığıyla hiç de uyum içinde değildi. Bu yüzden zihni o kadar karı- şıktı ve hızlı çalışıyordu ki Martin'in sadeliğini adil biçimde değerlendirecek fırsatı bulamadı. Yine de el yordamıyla yolunu arayan o zihnin gücünü hissetmişti. Sanki bir dev, kendini tutan bağlardan kurtulmak için kıvrılıp bükülüyor, kıvranıp debeleniyordu. Konuşmaya başladığında yüzünde anlayış dolu bir ifade vardı.